Avcılar Alemi.com' a Hoşgeldiniz

Cuma gününün önemi

[B] CUMA GÜNÜNÜN ÖNEMİ 1976 yılı Mart ayının başlarıydı, (O yıllarda av Mart ayının yirmisine doğru kapanırdı )o sene çok yağışlı geçmiş , Büyük Menderes nehri kenarındaki setler, aşırı seller neticesi bir çok yerden yıkılmış , Söke ovasının her tarafını su basmıştı. Bir Perşembe günü öğleden sonra , o sıralar Fransa’da çalışan , Söke ovasına gidip dolu dolu avlanabilmek için kışın yıllık izine gelen, Muğlalı İsmail Bağlar ile birlikte Söke ovasına gidiyoruz. Dolmuştan o tarafa ava giden her avcının bildiği Ortayol dediğimiz yerde indik.Tüfek ,av çantamız , kumanya ve sırtımızdaki diğer yüklerle yaklaşık iki saatlik bir yürüyüşten sonra av mevkiimize vardık. Gelmemizle birlikte su basmış tarlaların içinden ,bizden ürkerek havalanıp her yandan ovayı istila eden, çeşitli türden ördeklerin dans edercesine uçuşlarını doyasıya seyrettik. Naylondan dikme çadırımızı kurmamız ve yakacak ılgın odununu temin etmemiz gün batımına dek sürdü. Akşam bekini çadırın hemen yakınındaki su basan tarlalarda yaptık.O gün için fazla kuş gelmese de,İsmail amcanın nasibine bir fiyu erkeği, benimkine ise bir kirik ördek ( civil ) düşmüştü. Akşam yemeğinden sonra , kamyon tekerliği iç lastiğinden olma botlarımızı tam olmasa da binilecek kadar nefesimizle şişirip ,çadıra girip yattık. Ertesi gün yani Cuma sabahı saat 05,00 sıralarında kalktık , çarçabuk hazırlanıp botlarımıza binerek çadırdan ayrıldık. Bol suya doğru indikçe , her yönden gelen ördek sesleri ile kulaklarımızın pası siliniverdi. Ortalıkta ağarmaya başlamıştı, bir tarlanın sınırlarında çıkan sazların içine gizlenip beklemeye başladım, bir süre sonra atış menzilime giren bir yeşilbaş geri , tek kırmamdan çıkan saçmalara hedef olmuştu. Ördeği alıp tekrar yerime dönüp beklemeye başladım, her yönde ördekler uçuşuyor fakat bizim menzilimize bir türlü girmiyorlardı. Nedenini hava iyice ağarınca anladım, bize 200-250 metre mesafede bulunan kanalın setini yaran sel sularının getirdiği yiyecekleri tadan ördekler aynı güzergahta uçuşuyor bu yüzden bizim üzerimize gelmiyorlardı. Ördek alaylarının harman attığı o yere mutlaka gitmeliydim , ancak oraya gitmek gerçekten çok tehlikeliydi, 2-3 metrelik ılgın ağaçlarının ancak dallarının açıkta kalan yarım metrelik uçları görünüyordu. Gözün gördüğü her taraf sel sularıyla kaplıydı. Botlarımız herhangi bir sebepten dolayı patlaması durumunda kurtulma şansımız hemen hemen hiç yoktu. Şimdi aklıma geldiği zaman bile korkup ürperdiğim sulara doğru, 19 yaşındaki bir gencin ataklığı ve cesaretiyle , arkamda İsmail amcanın botu benimkine bağlı vazıyette var gücümle küreklere asıldım ve akıntının da yardımıyla kısa bir süre sonra ördek alaylarının harmanladığı alana geldik , bizi görmelerine rağmen ördek alayları, rotalarından hiç sapmıyorlardı. Gizlenmek için en az iki metresi suyun içinde bulunan ılgın ağaçlarının su üstünde kalan uç kısımlarının içine girdik. Aralıksız olarak devamlı atış yaptığımız yaklaşık yarım saat içerisinde tüm fişeklerimizi bitirmiş , en az 25-30 ‘lu olan ördek alaylarına, atış menzilinde de olmasına rağmen , değişik gramajlı fişeklerden attığımız halde, hiçbir şey vuramamıştık. Geri dönmekten başka çaremiz yoktu, yerlerimizden çıktık, botlarımızla bir müddet ılgın ve söğüt ağaçlarının dallarından yardım alarak ilerledik tutunacak bir şeyin olmadığı ve akıntının daha güçlü olduğu 50 metre mesafesi olan bir yolumuz kalmıştı, ağaç dalları arasından çıktık, ilk hamleyle bir hayli ilerlemiş, kıyıya 10 metre kadar bir mesafe kalmıştı , bir ara yerimde saymaya başladım , küreklere var gücümle asılıyor , asılıyordum . Ellerim kan içinde kalmış, gücüm de tükenmişti, o an bende botu kendi haline bırakıverdim, çıkacağımız yerden bir anda 100 metre aşağıya doğru sürüklenmiştik, zorlukla bir söğüt ağacının dallarına ancak tutunabildik. Ve bundan sonra 6 saat doğayla mücadele verdikten sonra akşam üzeri saat 16,00’da sağ salim çadırımıza dönebildik. Bu yaşadıklarım, bundan sonraki avcılık yaşamımda her zaman kulağıma küpe oldu. O zamana dek büyüklerimiz her seferinde bizlere defalarca kez,“ Çocuklar Cuma günleri ; 1- Ava gidilmez. 2- Yaş ağaç kesilmez, iyi değildir, bunu hiç aklınızdan çıkarmayın “ diye uyarmışlardı ve o zamana kadar bu uyarıları pek dikkate almamıştım. Ama o andan sonra bende, Cuma günü ava gitmekle yapmış olduğum hatayı, bir daha hiç ama hiç tekrarlamadım !.. Hoşçakalın [FONT=Geneva]Mustafa ÖZKAN m.ozkanmilas@hotmail.com[/FONT][/B]

Henüz bu makaleye ait bir yorum yok. YORUM EKLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ
629 kez okundu