Ana Menü
Arşiv
Atatürk Köşesi
Linkler
Piyasalar
Hava Durumu
İSTANBUL
ANKARA
ZONGULDAK
SİVAS
İlan Ekle
|
Avcılar Alemi.com' a Hoşgeldiniz
ALCAOVA MACERASI ALCAOVA MACERASI
1994 YILININ Ocak ayı bir Cumartesi günü öğle saatleri , beraberimde
Ecz. Hamdi Çorbacıoğlu ve Halıcı Mehmet ARCA ile birlikte Aksu’ ya ördek avına gidiyoruz.
Hamdi’ nin arabası geldi evin önünde durdu. bir baktım arabanın koltuklarının üzerinde gezen, Pointer kırması bir av köpeği var ,sonradan gördük avla hiç alakası olmayan, laftan sözden anlamaz cinsten bir köpek getirmiş , “ Ya abi köpeği bırakalım , su avına gidiyoruz, şişme botlarla kanaldan karşıya geçeceğiz, Çamurun içinde köpeğe gerek yok , bize ayak bağı olur “ diye ne kadar ısrar ettiysem de ,bir türlü ikna edemedim... Çaresiz bu şekilde yola çıktık, yolda giderken köpek bir türlü tek durmaz sırnaşır, otur dersin oturmaz , arabayla bu şekilde Asın Gurin (Kıyıkışlacık ) yoluna kadar devam ettik ve paraların heba olduğu Şekerbank tesislerinin bulunduğu tali yola saptık, kahya Muzaffer’ in çiftliğinin içinden geçip , Karakemer kanalının kenarına kadar indik, botları arabanın egzozundan şişirdik , eşyaları kanaldan karşıya geçirdik, kendimizde geçmiş botlardan inmiştik , fakat köpek karşıda kalmıştı ,Hamdi köpeği çağırıyor , kanalın kenarına kadar gelen köpek suyu kokluyor, tekrar geriliyor, ve birde ağlar gibi bağırıyordu ,çaresiz tekrar bota binip karşıya geçip , zar zor köpeği boş olan diğer botun içine bindirdim ( Bot dediğim Traktör iç lastiğinin alt geçmiş hali ) o da yetmezmiş gibi karşıya varmamıza bir metre kala botun içinden kıyıya doğru atlayan köpek , kıyıdaki battaniyelerin ıslanmasına sebep oldu. Neyse uzunca bir uğraştan sonra çadırı kurduk, eşyaları çadırın içine yerleştirdik, yakacak odun kestik, bunlarla uğraşırken zaman geçmiş , akşam savruğu yaklaşmıştı , akşam avı için aksu denilen gölete indik ,akşam avında kuş çalışmamış ancak iki tane küçük ördek
( yörelere göre adı, Behri ,çamurcu, Civil ) vurabilmiştik , bu arada biz avlanırken, Hamdi’ nin köpeği devamlı oraya buraya koştuğu halde yorulmak ve durmak nedir bilmiyordu. Çadıra döndük , ben ateşi yakarken diğerleri vurulan kuşları ayıkladı, kuşlar Kebaplandı , çilingir sofrası kuruldu , sonrası malum bir büyük rakı üçe pay edildi. Naylon çadırın hemen önünde yanan ateşin, çadırın içine vuran aydınlığı ve ısısı ile , geçmişte yaşanan av anılarını birbirimize anlatırken vakit ilerlemiş , hepimize bir mahmurluk çökmüştü, bu sırada çadırın orta kısmında dirsek keyfi yapmakta olan Ecz. Hamdi horlamaya başladı, altımıza bir tane daha battaniye serip bizde yatalım diye uyanması için seslendik , ses yok, sonrası dürtmeye başladık , ne kadar uğraştıysak mümkünü yok kaldıramadık ( Sonradan öğrendik alkol aldığı zaman böyle olurmuş ) çaresiz Mehmet bir tarafa, ben bir tarafına kıvrılıp yattık, yattık ama , horultudan uyumak mümkün mü ? Bu gök gürlemesini andıran işkence sabah saat 04,00 de kadar yarı uyur yarı uyanık bir şekilde sürdü, Mehmet’le ikimiz kalkıp ateşi yaktık, çay demledik , sabah şafak sökene kadar bu böyle devam etti, gitme vakti gelmişti, Hamdi’ yi uyandıralım dedik, ama gene boşa kürek çektik bir türlü uyandıramadık, ikimiz giyinip kuşanıp avlağa indik , gümelere oturup av beklemeye başladık , baktık bizim arkamızdan gelen Hamdi ’nin köpeği Alaca Ovayı parselliyor , onun gürültüsünden ürken kuşlar kalktıkları gibi doğru deniz tarafına gidiyorlar , bizim üzerimize gelen hiç kuş yok, tek fişek atmadan ortalık tamamen ağarmış güneş doğmuştu, Bu vakitten sonra av olmaz bari vaktiyle toparlanıp dönelim dedik, çadıra geri dönmek için bir azmağı geçmek gerekiyordu , tam azmağın ortasına vardığımda , koşarak gelen köpek geldi yanıma atladı, üstüm başım leş gibi kokan simsiyah renkteki çamura bulandı, yapacak bir şey yoktu , çadıra vardık, Çorbacıoğlu yeni uyanmış yatak keyfi yapıyor , bizi görünce kalkıp çadırın kapısına oturdu, sonrası “ Kuş var mı ? ” diye sordu ,olmadığını ve tek fişek dahi atamadığımızı kendisine anlattık, hem boşuna vakit geçirmeyelim toparlanıp dönelim dedik, tutturdu ben buraya avlanmaya geldim , avlanacağım diye... Her ne kadar bu gün hava hoş av olmaz, dediysek de ikna edemedik, çizmelerini giydiği gibi kalktı gitti, araba onun olduğu için dönmemiz mümkün değil , mecburiyetten tekrar ateşi yaktık , demliği koyduk su kaynadı, çayı demledik ,birkaç bardak içtik ,çadırı söktük tüm eşyaları toplayıp dürüp bağladık ve hazır vaziyete getirdik, bu esnada da tek bir tüfek dahi atılmıyor ve saatler geçiyordu , Halıcı Mehmet’le ikimiz kanalın kenarında, Hamdi gelecek, karşıya geçeceğiz diye, bekle Allah bekle, ne gelen var ne giden , bir ara aramaya gittim, seslendim görünürlerde kimse yoktu, çaresiz döndüm geldim , saat 11,30 sularında bulundu geldi ,üstü başı çamur içinde,kanala düşmüş,mecburen o vaziyette tüm eşyaları ve av kaçıran cinsi köpeği kanaldan karşıya geçirdik ,ben kanalın başında, işimiz bitti diye botların havasını koyuvermiştim, botların havası tam sönmek üzereyken bu sefer Hamdi anlamadığım bir şekilde mırıldanmaya , telaşla ellerini giysilerinin ayrı, ayrı her bir cebine sokup çıkarıyordu, sonunda baklayı ağzından çıkardı “ Allah kahretsin, Şimdi Yandık işte, Arabanın anahtarları yok ! “ işte o anı anlatmam mümkün değil,bu kadar sabırdan sonra sinirlerim tamamen gerilmiş, Sanki başımdan aşağı kaynar su dökmüşler gibi olmuştum.gene kendimi tuttum kalp kırılmasın diye tek bir laf söylemedim.Çarçabuk botun birisinin ağzını kapattım ama bot üstüne binilecek durumda değildi, pompa veya buna benzer başka bir alette olmadığı için, başladık Mehmet’le değişerek koskoca traktör arka iç lastiğini nefesimizle üfleyerek şişirmeye ,botun üstüne binilecek kadar olana dek ne kadar süre geçtiğini bilmiyorum , bota binerek tekrar karşıya geçtim, içimden inşallah anahtarlar yakın bir yerde düşmüştür de bulurum diye dua ediyordum, çadırı kurduğumuz yere vardığımda , otların arasında anahtarların birisinin parıltısını gördüğüm anı kelimelere sığdırmak mümkün değil, yerden anahtarları alıp geriye döndüm, eşyaları arabaya yükledik ve zaman geçirmeden yola çıktık ve evlere gelinceye kadar birbirimizle tek bir laf dahi etmedik...
İşte sevgili okurlarım , bazen keyif almak için gittiğimiz avlarda , ardı arkasına böyle olumsuzluklar yaşayabiliyoruz ! Neticede , iki günlük av maceramız sonunda, yaşananlar içinde tek keyif aldığım şey, anahtarları
bulduğum o andı sanırım...Rasgele ( m.ozkanmilas@hotmail.com )
330 kez okundu
|