Ana Menü
Arşiv
Atatürk Köşesi
Linkler
Piyasalar
Hava Durumu
İSTANBUL
ANKARA
ZONGULDAK
SİVAS
İlan Ekle
|
Avcılar Alemi.com' a Hoşgeldiniz
Avcı Olmak [B]
AVCI OLMAK
Gümenez sahil tahkimatı zıpkıncılar için hem uzun, hem de uygun bir parkurdur. Mustafa Duman, Murat Özer ve Erdal Atakan bu parkurda öğlen sonu başlayıp, akşam hava kararana kadar balık zıpkınladılar. Yoruldular, acıktılar. Akşam Erdal Atakan’ın Bafra’daki evinde vurduklarını afiyetle yediler. Geç vakte kadar çaylayıp, sohbet ettiler. Av sohbetleri tatlı olur. Zamanın nasıl geçtiği anlaşılmaz. Samsun’a dönüş için ayaklandıklarında, vakit gece yarısını geçmişti.
Direksiyona Murat geçti. Mustafa da şekerleme pozisyonu aldı. Samsun-Bafra karayolunda duble yol çalışmaları sürüyor. Hara mıntıkasından başlayarak Bafra’ya kadar, yol bir o şeritte, bir bu şeritte. Yer yer 4-5 metreye varan derin yarmalar var. Murat Karaköy harasına kadar sorunsuz geldi. Gece yarısı yol yol zaten sakindi. Tam Hara’ya çıkan rampada tepe üstünde bir çift far belirdi.
Farlar uzun hüzmede olduğundan, Murat selektör yaptı. Farlarda değişiklik olmayınca selektörü tekrarladı. Uzun hüzme bir türlü kısaya dönmüyordu. O sırada gelen aracın farları bir anda söndü!?..
Araçla buluşması gereken yeri geçen Murat tedirgin oldu. Biraz daha ilerleyip farların kaybolduğu noktada durdu. Camı açtı. Bir toz, bir duman!?.. Araç bankete uçmuştu. Otomobili uygun bir yere çekti. Mustafa’yla koştular.
Kaza yerine vardıklarında manzara dehşet vericiydi. Karayolunun yanında kazılarak 5-6 metre düşürülmüş bankette dev bir Mercedes kamyon yan yatıyordu. Toz, duman içindeki kamyonun motoru hala çalışıyor, böğürtülere feryatlar karışıyordu. Bir yol bulup kamyonun yanına indiler. Sekiz yaşlarında bir çocuk ayakta durmuş, kanlar içinde titriyordu. Murat alelacele vücudunu kontrol etti. Çocuğun her yeri kandı ama yara görünmüyordu.
-Oğlum neren kanıyor? Diye sordu.
-Kan benim değil, annemin diye yanıtladı çocuk.
Murat çocuğu bir taşın üzerine oturttu.
- Buradan ayrılma dedi. Bu arada Mustafa trafiği arayıp, durumu bildirdi. Ambulans istedi.
Birlikte kamyonun şoför mahalline yöneldiler. Feryat eden kadındı. Yardımlaşıp kadını dışarı çıkardılar. Yarası kolundaydı. Çok kötü görünmüyordu. Sonra daha küçük yaşta bir çocuğu ve şoförü çıkardılar. Geçirdikleri şok sayılmazsa çocuk ve adam sağlamdı. Adam biraz kendine gelince:
- Hayvanları kurtarın! Dedi.
O zaman böğürtülerin nedeni anlaşıldı. Kamyonun kasası iki katlıydı. Alt katta sığır, üst katta koyun taşıyordu. Şoför uyumuş, kamyonu bankete uçurmuştu. Devrik kamyonun kasası tam bir can pazarıydı. Koyunlar, sığırlar birbirinin üzerinde, debelenen, böğüren, can çekişen. Hayvanların korkuyla pörtlemiş gözleri, kanlar içinde vücutları!...
Adam:
-Sığırları kurtarın abi !..Dedi. Öyle ya can kurtulmuş, akıl malda kalmıştı. Mal da canın yongası değil miydi?.
Sığırlardan bazıları kendi kendilerine kurtulmuş veya zaten kamyon devrilirken dışarı uçmuştu. Bunlar bir araya toplanmış, kimi yaralı, kiminin boynuzu kırık, melül melül bekleşiyorlardı. Kalan sığırları da güç bela dışarı çıkardılar. Bu arada can havliyle yekinen bir sığırın tekmesi de Murat’a nasip oldu. Son sığır da kasadan çıkarılınca koyunların acıklı halleri gözler önüne serildi. Zavallılar muhtemelen kasap bıçağında sonlanacak bu yolculuklarını tamamlayamadan geçirdikleri bu kazada, ağır sığırların altında ezilmiş
Kimi oracıkta can vermiş, kimiyse can çekişmekteydi.
Murat biryandan sağlamları ayıklarken, Mustafa’ya dönüp:
- Koş bıçak getir. Dedi.
Çok geçmeden bıçakla dönen Mustafa’ya:
-Ölümcül yaralı olanları kes!. Dedi.
Mustafa;
-Ben hiç koyun kesmedim!?..
-Aslanım! Çevir kıbleye, Bismillah Allahuekber!.. Tavşan kesiyorum say. Çal bıçağı. Dedi.
Çok geçmeden, kamyonun içi temizlenmiş, sağlar çıkarılmış, yaralılar kesilmiş, ölüler ayrılmıştı. Şoför minnettarlığını nasıl dile getireceğini şaşırmıştı. Durup durup:
- Allah sizden razı olsun! Diyordu. Trafik ve ambulans gelirken, Murat ve Mustafa kaza mahallinden sessizce ayrıldılar.
* * *
Murat Özer mimar, Mustafa Duman da kuyumcudur. Bu arkadaşlarımın sivil savunma veya arama kurtarma gibi birimlerle uzaktan yakından bir alakaları yoktur. Koyun ve sığıra da kasapta muhataptırlar.
* * *
Son yıllarda ıncığı cıncığı çıkartılan, en küçük fırsatta horlanan avcılar ve avcılık konusu en son diyanetin diline dolanmış, bizzat diyanet işleri başkanımızdan da nasibini almıştır. Ben otuz yıllık avcı olarak avcılıktan edindiğim değerlerin bilincindeyim. Bunun için diyanetin fetvasına ihtiyacım yoktur. Avcılığı otomatik tüfeklerle kuşları taramaya indirgeyen zihniyeti kınıyorum.
Avcının ayağı toprağa basar. Gerçekçidir. Soğukkanlıdır. Ölümü de yaşam gibi doğal karşılar. Olaylara bu bilinçle müdahale eder. Arkadaşlarımın anlattığım olayda önce insanları ve hayvanları kurtarmaları, sonra da milli servettir diyerek kasaplığa soyunmalarının temelinde önce ”insanlık” sonra da “avcı olmak” yatmaktadır.
Avcılık ve avcıların hak ettiği değerin verildiği bir gelecek dileğiyle rastgele.
Beynur AREL
Samsun, 19.09.2006[/B]
446 kez okundu
|
||