Yıllar sonra Sivastayım, amacım keklik avı yapmak; herşeyim hazır, arkadaşlarımı aradım sivasta olduğumu bildirdim, av açılışından bir gün önce buluşup av planımızı yapmak için sözleştik. Keklik avının açılacağı  günden bir gün önce buluştuk, öncelilkle eski günleri yad ettik, sırada gideceğimiz meraya karar vermek var, bir süre sonra karar veriyoruz Kurugöl.
Kurugöl gerçekten sivasın sayılı avlaklarından birisidir, ördekten tutun da ; bıldırcın, üveyik , tahtalı, kınalı keklik, çil keklik ve tavşan bolca bulunur, birde yeni öğrendiğim Dağ Keçisi, nasıl öğrendiğimi birazdan anlatacağım.
Kotalarımızı aldık sabah beşte nasipse iki araç gidiyoruz, arkadaşlarımdan ayrıldıktan sonra ertesi sabah buluşacağımız yerde bir araya geldik ve kurugöl avlağına doğru yola çıkıyoruz, gideceğimiz avlağın anayolunda abartısız 12 değişik İl plakalı, içersinde avcı bulunan araç saydım, olabilir kurallara ve limitlere uyulduğu sürece ne benim için nede arkadaşlarım için sorun yok, herkezin başka illere ava gitmeye hakkı vardır, bizlerde çoğu zaman değişik illere ava gidiyoruz kaldı ki vergisini ödeyen, av pulunu ve kotasını  alan , kurallar dahilinde avlanan avcıların en doğal hakkı.
Nihayet avlanacağımız meraya ulaşıyoruz, aynı bölgede iki araç daha var, arkadaşlarımla birlikte son hazırlıklarımızı yapıyoruz, toplam beş kişiyiz, üç tanede telsizimiz var, telsizleri konuşacağımız kanala ayarlıyoruz, üç arkadaşım yolun sağ tarafına bizde iki kişi sol tarafa gitme kararı aldık, önümüzde yüksek bir tepe var, yavaş yavaş çıkmaya başladık, on dakika yürüdükten sonra nefes nefese kalıyorum, uzun zamandır keklik avına ara vermiştim buda beni çok zorlayacaktı belli olmuştu, arkadaşım alışık, bana bayağı bir fark attı ben tepeye vardığımda o çoktan diğer yamaca geçmişti, arazi çok güzeldi mutlaka keklik olacağını düşünüyordum, yavaş yavaş yürürken altımda kalan dereleri ve yüksek dikenli çalıları, taşlamayı ihmal etmiyorum, bu arada üstümden bayağı yüksek mesafeden yaklaşık 15-20 kanat angut öterek geçti, istikametleri bulunduğumuz yerin aşağı tarafında kalan kurugöl ; onların peşi sıra kalabalık bir yeşilbaş ördek sürüsü çok yüksekteler tüfek atılmaz, selamlamakla yetiniyorum, bu arada arkadaşım gözden kayboldu, bastım telsizin mandalına nerde olduğunu sordum, bulunduğum yerin solunda kalan tepenin arkasında olduğunu ve 8-10 kanat kekliği uzak mesafeden uçurup karşı yamaca doğru gittiklerini, onlara baktıktan sonra uzakta gözüken beyaz sırtlı tepede
buluşmamızı söyledi, kısa bir telsiz konuşmasından sonra buluşacağımız tepeye doğru dinlene dinlene yürümeye başladım, güneş yükseliyordu hava epey ısındı, hem terledim hemde nefes nefeseyim, böyle giderse bu av beni çok zorlayacaktı, birkaç saat yürüdükten sonra açılmayı umut ediyorum, hemen hemen yarım saat geçmişti hala kekliklerden ses seda yok acaba çok geridemi kaldım diye düşündüm kendi kendime, bu arada arkadaşımın bulunduğu bölgeden iki el tüfek sesi geldi, büyük ihtimalle uzaktan kaldırdığı kuşları bulmuştu, tüfek sesini duyduktan sonra biraz hızlanmaya karar verdim, önümde bulunan tepeye doğru tırmanırken, üst taraftan uzak mesafeden tek bir kekliğin uçarak aşağı dereye doğru süzüldüğünü gördüm, sebebini biraz daha yürüdükten sonra yerde gördüğüm paslanmış iki adet boş kovandan anladım, kuş daha önce sıkıyı yemiş.!
Bir tane kuş varsa başkada vardır düşüncesiyle kalktığı yere doğru yaklaştım, tabi heyecandan kalbim yerinden çıkacak, pür dikkat arıyorum etrafı malesef başka keklik kalkmıyor demekki tekmiş, yürümeye devam ediyorum, bu arada bir saatten fazla oldu ve yavaş yavaş açılıyorum, bu iyiye işaret yürürsem mutlaka keklik görürüm ve atarım diye düşünüyorum.
Arkadaşımla buluşmaya karar verdiğimiz beyaz sırtlı tepeye epey yaklaştım, uzaktan arkadaşımda gözüküyor, ona doğru yürümeye başladım, sağa sola taş atıyorum, belki keklikleri kaldırırım yada yatak tavşanı vardır bellimi olur, bu arada alt tarafımda dik bir dere yamacında üç kişi görüyorum aynı yöne doğru yürüyoruz muhtemelen yabancı avcılar, tesadüfte olsa yan yana avcı kolunda ilerliyoruz sorun yok, derken arkadaşımla buluşuyoruz, bir tane kınalı keklik vurmuş, tebrik ediyorum ve yan yana önümüzdeki sırta doğru yürümeye devam ediyoruz, on dakika kadar yürüdükten sonra nihayet 15-20 kanat kınalı keklik önümüzden gürültülü bir şekilde parlıyor, sürü ikiye bölünüyor, 7-8 kanat kuş benden tarafa diğerleri arkadaşıma doğru uçuyor, benden tarafa gelen kuşlardan gözüme kestirdiğim bir tanesine tetiği kestim o tamam, ikinci fişeği karavana atıyorum, atmaz olaydım ilk düşen kekliğin yerini kaybettim, arkadaşım kalkan kekliklere atamamış , kekliğin düştüğü yeri tahmini olarak onada söyledim, beraber aramaya başladık, yaklaşık olarak 10-15 dakika aradık, sonunda yerde keklik tüyü gördüm, tüyleri takip ederken bir metre kadar alt tarafta otların içinde kınalıyı buldum, bu arada arkadaşımda bana doğru gelmeye başladı tam yaklaştı ki yere doğru hamle yaptı, aha burdada keklik var diye bana seslendi, tetiği kestiğimde demekki iki tane düşmüş, ikincinin düştüğünü göremedim bile, nasip işte arkadaşım yanımda olmasa ikinci kekliği bulamayacaktım daha doğrusu aramayacaktım çünkü düştüğünü hiç görmedim.
Sonunda avımı yaptım artık dinlenme zamanı gelmişti, bulunduğum yere oturdum, bu arada arkadaşım diğer kekliklerin gittikleri istikamete doğru;  şunlara bakalım gelelim dedi, bende çok yoruldum sen bak gel bekliyorum seni burda nasıl olsa avımı yaptım, diyerek bulunduğum yerde beklemeye başladım, arkadaşım gözden kayboldu, aradan 20 dakka geçti geçmedi oturduğum yerin 150-200 metre yukarısından iki el silah atıldı, kim attı diye bakarken, sırtı aşarak alt tarafımdaki sıklık  bir dereye doğru bir hayvanın yavaş yavaş koşarak indiğini gördüm, önce ne olduğunu anlamayadım, hayvan bana doğru yaklaştıkça kısa ve üst tarafları kıvrık ince boynuzları, karın bölgesi beyaz üst kısımları kızılımsı renkte olan postunu görünce önce çengel boynuzlu dağ keçisi (şamua) zannettim, her neyse aklıma bir anda bu avın yasak olduğu ve kim attı buna diye kendi kendime söylenirken , hayvanın peşinden tanımadığım bir avcının koştuğunu ve elindeki otomatik tüfeğinin mekanızmasını çekerek fişek boşaltığını gördüm,muhtemelen fişek değiştiriyordu, büyük ihtimalle ince saçmayla hayvanı yaralamış, daha kalın bir saçmayla yada tek kurşunla son atışını yapmak için hayvanı kovalıyordu, derken hayvan ve peşindeki avcı alt tarafımdaki ağaçlık ve otluk olan dere içinde gözden kayboldular.
Kısa bir süre sonra tek el silah sesi, muhtemelen avcı son atışını yaptı ve hayvanı vurdu, o anda içim cız etti ,yazıklar olsun adam keçiyi vurdu diye kendi kendime söylendim, ne yapsam diye düşünürken aklıma telsiz geldi, eğer onlardada telsiz varsa mutlaka birbirlerine haber edeceklerdir düşüncesiyle telsizin kanallarını belli aralıklarla değiştirmeye başladım, o anda telsizden tanımadığım bir ses ; koşun koşun bana doğru gelin, oğlum keçi vurdum acele edin, sizi bekliyorum diyerek telsizden heyecanlı heyecanlı sesleniyordu, böylece vurulan hayvanın dişi dağ keçisi olduğunu ve vurulduğunu öğrenmiş oldum, hemen cep telefonu ile arkadaşımı aradım ve durumu kendisine anlattım, yakın olduğunu ve bana doğru geldiğini söyledikten sonra telefonu kapattık, bu arada ne yapsam diye düşünürken vurulan keçiyi ilk gördüğüm sırttan ses gelince o tarafa doğru dikkat kesildim, ardarda sıralanmış üç tane dişi dağ keçisi direk bana doğru geliyor, ben alt taraftayım ve beni görmüyorlar mesafemiz 100-150 metre, artık ne olduklarını biliyorum,
dişi dağ keçileri bana 30 metre kadar yaklaştıktan sonra beni farkediyorlar ve sola doğru yönlerini değiştirip yan gözle bana bakarak önümden geçip gidiyorlar, o kadar güzellerki, heyecanla bir an vurulan keçiyi unutup onları gözden kaybolana kadar uzun uzun izliyorum, inanın bana o kadar yakın geldiler ki, isteseydim üçünüde yaralamadan 6 numara saçma ile tek tek vururdum, avı açık olsa dahi dişilere kesinlilke fişek atmayacağımdan adım gibi eminim, bir taraftanda iyiki bu üç keçiyi görmediler diye kendi kendime seviniyorum yoksa onlarda giderdi, yine aklıma vurulan dağ keçisi geliyor ve sinirle telsizin mandalına bastım ; Allah belanızı versin, nasıl kıydınız o hayvana, yasak olduğunu bilmiyormusunuz, terbiyesiz adamlar, siz ne biçim avcısınız yazıklar olsun size, jandarmaya haber verdik, ormancıları aradık, biraz sonra burda olurlar görüşeceğiz sizinle diyerek seslendim adamlara, cevap gelmiyor tık yok telsizde zaten cevap verseler bile ya bana küfür ederlerdi yada sanane işine bak diye cevap gelirdi muhtemelen, olsun ben yinede bir nebze olsun sinirimi yatıştırmış oldum, hem belki adamlar biraz korkup başka keçiye fişek atmazlardı, neticede o bölgede vurulanla birlikte dört tane keçi görüldü belki başkada vardır, o sırada arkadaşımda adamların telsizi dinleyeceğinini düşünerek ; jandarmaya haber verdim, ormancılarıda aradım yola çıktılar biraz sonra burda olurlar sen adamları takip et diyerek bana anons yaptı, büyük ihtimalle adamlar bu konuşmamızı duymuştur, hemen arkadaşımı  telefonla arayıp,  orman muhafaza memurlarına haber verip vermediğini sordum, arkadaşım; aradığını  orman muhafaza memurlarına adresi verdiğini ve en kısa zamanda burda olacaklarını söylemesi üzerine biraz rahatladım ve beklemeye başladık.
Aradan bir saat geçti, gelen giden yok, yabancı avcılarıda gözden kaybettim, nasıl olsa  orman muhafaza memurları, onları  araçlarının yanında bekleyerek  yakalar düşüncesiyle, arabaya dönmeye karar verdim, arkadaşımı aradım yanıma gelmemesini arabaya doğru yola çıktığımı bildirdim, yaklaşık bir saatlik mesafe var, iyice yoruldum yavaş yavaş ancak dönerim, önümdeki tepeleri aştıktan sonra nihayet arabanın yanındayım, bizden ayrı avlanan diğer üç arkadaşım arabaya dönmüş, toplamda beş tane keklik vurmuşlar onları tebrik ettikten sonra başımızdan geçen yaban keçisi olayını onlarada anlattım ve ormancılardan gelen giden olup olmadığını sordum, kimsenin gelmediğini söylediler, bu arada saatime baktım,  aramamızdan itibaren iki saatten fazla geçmiş ve hala ortalıkta yoklar, umudumu yitirmeye başladım, kimse gelmeyecek galiba diye düşündüm, bu arada diğer arkadaşımda araca dönüş yaptı, biz görevimizi yapmıştık, kaçak av yapan avcıları görevli memurlara bildirmiştik, görevlilere adresi nokta olarak verdik, hatta kendi çapımda adamlara telsizden fırça bile attım, daha ne yapayım, elimizden ancak bu kadarı gelir, bu tatsız olay yaşanmamış olsaydı çok güzel bir av günü geçirmiş olacaktık, hepimiz kuş vurduk avımızı yaptık fakat malesef moralimiz bozuk bir şekilde eve dönüyoruz.
Araçlarımıza bindik ve eve dönüş yolunda ilerliyoruz, arkadaşımın telefonu çaldı, arayan ormancılar nerdesiniz diye arkadaşıma soruyor şaka gibi gülsekmi ağlasakmı bilemedik, arkadaşım ormancıya hitaben abicim saat kaç şimdimi arıyorsun?, aradan üç saat geçti,biz arabadayız araziden çıktık, eve dönüyoruz, adamlar keçiyi yüzdü, pişirdi, yedi; gelmenize gerek kalmadı.! diyerek telefonu kapattı, en azından bize bir dönüş yapmış oldular.
Şimdi sizlere soruyorum burada suçlu kim ?
  • bilinçsiz bir şekilde bilmem kaç kilometre öteden gelip limitler dahilinde serbest olan avı vurmak varken, yasak olan hatta dişi olan bir yaban keçisini acımadan vuran avcı müsvettesimi ?
  • yoksa nokta olarak adres verdiğimiz halde, kaçmasınlar diye avımızdan feragat  ederek, saatlerce uzaktan takip ettiğimiz, görevleri  yasak av yapan avcıları yakalamak olan, zamanında bildirdiğimiz yere gelmeyerek, yasak olan avı vurup, kaçmalarına göz yuman görevlilermi ?
  • yada yanlış zamanda yanlış yerde bulunan dişi dağ keçisimi ?
Böylece tatsız bir şekilde de olsa ,Kurugöl avlağında Dağ Keçisi popülasyonu olduğunuda öğrenmiş oldum, bu bölgeye çok dikkat edilmesi gerekiyor, her türlü avın bulunduğu bu bölgenin muhakkak sık sık kontrol edilmesi ve verilen ihbarların mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum, Sivasın yerli avcılarının; av bölgelerine sahip çıktığına, yasak olan avı yapmadıklarına ve limitlere uyduklarına  yürekten inanıyorum, önemli olan dışardan gelen avcıların limitlere uyup uymadıkları, yasak av yapıp yapmadıkları, yerinde ve sık sık  kontrol edilmek suretiyle, mutlaka sonuca ulaşılacağını tahmin ediyorum.
Kalın Sağlıcakla..!
Tuncay TUNCABOYU

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.