Ana Menü
Arşiv
Atatürk Köşesi
Linkler
Piyasalar
Hava Durumu
İSTANBUL
ANKARA
ZONGULDAK
SİVAS
İlan Ekle
|
Avcılar Alemi.com' a Hoşgeldiniz
Erdemli avcılık ve nasip Erdemli avcılığın kurallarından biri de ele geçiremeyeceğimiz bir ava tüfek doğrultmamaktır. Bu şekilde elde edilememiş bir avın peşine düşülüp uygun bir atış pozisyonu yakalamaya gayret edilmelidir. Ayrıca o günkü hava şartlarına, yapacağımız avın iriliğine göre uygun dolumlar seçmek gerekir. Tabiidir ki genç avcılarımız bunları tam bilemeyebilir. Ustalarımız bu durumları gençlere anlatmalı öğretmelidir. Burada bütün amaç atış yapılan avın telef olmamasıdır. Eğer bu iyi niyeti taşıyorsa avcı o av gerçekten ona bir şekilde nasip olur. Nasıl mı? Bunun birçok örneklerini mutlaka av hayatı boyunca yaşamışınızdır. Benim de başımdan geçen iki olaya değinmek istiyorum. Soğuk bir kış günü, ellerin tüfeğin demirine yapışıp kalacağı kadar soğuk. Köpeğim zaten suya girmez. Tüfeğe bismillahla iki fişek sürüp gün ağarırken menderesin kenarından ava başlayacağım. Menderesin iki koldan aktığı, orta yer adası olan bir yerin başındayım. Tek bir bizkuyruk telaşla fişekledi. Davranmadım bile. Atsam ya suya düşecek ya da adaya. Alabilmem mümkün değil. Ördeğin arkasından şöyle seslendiğimi hatırlıyorum. - Sen gidedur bakalım, ben zaten oralara geleceğim, nasipse torbaya girersin. Bu günkü avda amacım menderes kenarındaki balkanlıklarda çulluk avlamak, uygun şekilde olursa da ördek avlamaktı. O kadar müsait şartlar varken tek bir çulluk ve ördek görünmedi. Kuşluk vakti olmuş hava ısınmıştı. Bundan vazgeçip bıldırcın avı için pamuk tarlalarına daldım. Daha bir fişek atmadan bir alay tıkırak menderese pike yapmaya başladı. Derhal bunlara yanaşmalıydım. Alayın yönüne göre kâh koşuyor, kâh siniyorum. Benden kaynaklanmayan bir sebeple konmakta olan alay karar değiştirip güney doğuya bir rota çizdi, fişekledi gitti. O kadar zahmet boşa gitmiş kan ter içinde menderesin kenarına ulaşmıştım artık. Avdan temelli vazgeçip köpeğime seslendim. - Hadi arap oğlum gidelim. Diyerek tüfeği omzuma asıp uygun adım menderesin kenarındaki yoldan dönüşe geçmiştik. Yüz metre kadar anca yürümüştük ki, karşı kıyıdan atılan tüfeğin saçmalarının sıkça söğüt dallarına çarpışı bizi uyandırdı. Ters bir saçmadan korunmak için yüzümü diğer tarafa anında çevirirken gözüme bizden tarafa kendini atmakta olan bir ördek takılıyordu. ‘’arap oğlum nasip geldi haydi dönelim’’ diyerek geri dönmüş ördeğe doğru gözleri ondan ayırmadan yürüyoruz. Çift sürülmüş tarlaya kendini bırakan ördek bizi fark etmiş kendini korumak için çift içindeki boşluklara sinmeye başlamıştı. Bu harekete kadar bihaber arap bu kıpırtıyı fark ederek adeta uçuyor, kendini kurtarmaya çalışan ördeği havada kapıyordu. Ördeğin sabah uçurduğumuz bizkuyruk olması ne kadar düşündürücüydü. Bir başka av sezonunda ise, bir hafta koşmama rağmen kazlara doğru dürüst bir atış dahi yapamamış ve av sezonunu kapatmıştım. Mektep arkadaşı Cafer hocam arabasıyla karşıdan geliyor, ben de evden yeni çıkıvermişim. Farları yakıp söndürerek hele dur bir bakalım diyordu. Yanaştığında anlamıştım ava gidiyordu. - Kaz avına gidiyorsan benden paso, ava gitmicem. - Yok, ule yok. Çok çulluk varmış bir yerde hadi giyin de gidelim. - Mektep arkadaşı ben sezonu kapadım boş ver. - Ulen yarenlik de mi etmicen. Deyince iş değişti. Hemencecik beş dakikada hazır olup ava icabet ettik. Dönüşte arabayı hızlı kullanma hevesindeki hocamı yavaşlatmak, arabanın bir yerlere kayarak mahsur kalmamızı önlemek için: —Ulen bizim oğlan yavaş git bakayım. Etrafı baka baka gidelim. Olur ki yaralı bir kaz görürüz, atıverir kendini alır da gideriz. Hocam manalı manalı baktı şöyle bir. Durumu çakmıştı ama bir şey de diyemiyordu. Hızlandıkça bu sözleri tekrarlayarak yavaşlatıyor, gerçekten çevreyi gözetliyordum. Evet, evet buğday tarlasında tam net göremesem de, ne olduğunu söyleyemesem de bir baş ve boyun siniyordu. - ule dur, ule dur - Ne var ule, ne var ule - Geri gel bakayım, gel, gel. Ule geçtin az öne yürü. - Hani ule ne var ben göremiyom Demekte olsun, ben tüfeğe fişekleri koymuştum bile. Düğme ile zzzt camı indirip ateş ettiğimde bir kazın ele geçeceğini nerden bilebilirdim. Nasip işte. Olacak mı oluyor. Hocam ile bir araya geldiğimizde artık şunu söyler durur olmuştu: ‘’Bu adamın dediğine kulak verin, olur ha! Nasiplerimizin artırılmasının ise gerçek avcılıkla olacağının unutulmaması, nasiplerimizin bol olduğu avlarda, sağlık neşe içinde rasgele…
Ali Altınkaya
282 kez okundu
|