Avcılar Alemi.com' a Hoşgeldiniz

İLK ÇULLUK

İLK ÇULLUK Yedi sekiz yaşlarında iken yorulmama rağmen israrla ve azimle babamın arkasından koşturmalar,vurulan avı büyük bir zevkle alıp taşımalar ve av sonrası hedefe atılan 2 fişekle biten günler derken av tutkusu tüm benliğimi sarmıştı. O günlerde buz gibi soğuk havaya rağmen hiç yılmadan karda,tipide bata çıka sadece vurulan tek bir kuşu görmek için babamı takip ediyordum. Bu nasıl bir tutkuydu ve nasıl doyurulacaktı bilemiyordum?Bana sorsalar boyum kadar olsa da artık benimde bir tüfeğim olmalıydı ki bende avcı olayım. Yıllar bu doyumsuz hislerle geçiyordu,bir gün babam eve elinde bir Browning A500 ile geldi. Aklım yerinden çıkacaktı,o elindeki tüfek nasıl bir şeydi,kimindi,bende elime alıp bakabilecekmiydim……diye bir sürü soru kafamdan geçerken eli bana uzandı ve tüfeği gösterip ”Bunu yeni aldım bizim silahımız” dedi. İyide o tüfek gözümde o kadar büyük gözüküyordu ki şaşkınlığımdan hiçbir şey söyleyemiyordum.Şimdiye kadar gördüklerimin yanında bu yarı-otomatik bana roketatar gibi gelmişti.Gerçektende gözüme bayağı heybetli gözüküyordu. Artık aklımda tek bir şey vardı,bu tüfek bizim değil benim olmalıydı ama ne zaman?Babam yeni tüfeğimizle ava gidiyor bense hala arkadan yürüyen,avı seyreden kişi konumumu koruyordum.Statüm hala aynıydı,demek ki yeni silah bana bir şey katmamış sadece tutkumu daha fazla arttırmış,buda bana acı vermeye başlamıştı.Elimle tutabilmeme rağmen sahip olamama duygusu.Böyle karışık hislerle evde tüfeği gizlice alıp,fişek koyup yastıklara kuş niyetine hedef alıyor ve sözde vuruyordum.Sonrada bana göre emniyetli bir şekilde tüfeği boşaltıp kılıfına koyuyordum!Çabucak büyüyüp tüfeği alıp babamsız arkadaşlarımla ava gidip bu benim tüfeğim diyeceğim günler bana göre gelmişti ama biraz daha büyümem gerektiği ifade edilince de tekrardan içim daralıyordu. Neyse,evdeki talimlerle 2 yıl daha geçti ve ben artık tamam diyordum ama babamdan onay gelmiyordu.Bende kendi kararımı uygulamaya başladım.Babam işteyken küçük kaçamaklar yapıp tüfekle eve yakın ormanlıkta gezip,avlanıyordum.Artık daha fazla bekleyecek halim kalmamıştı.Babam durumu öğrenirse ne olacağını düşünmüyordum ama çokta kızmazdı her halde diyordum.Ne de olsa avcı avcının halinden anlardı.Bu yaptığım iyide olmuştu,çünkü haberdar olunca kızacağına bana o muhteşem izni verdi.Önce “elindeki oyuncak tüfek değil” hatırlatmasıyla beraber gerekli emniyet kurallarını bir kez daha en küçük ayrıntısına kadar anlattı sonrada rastgele diyerek içimde ki o muhteşem çoşku seline yol verdi.Bunu her zaman söyledim ve söyleyeceğimde ”Benim babam iyidir iyi.”  Önce aynanın karşısına geçip değişik pozlar verip kendime baktım.Yakıştığını düşünüp “Tamam oğlum şimdi avcı oldun” dedim.O zamanlar av her gün açıktı,bende yaz hariç üç mevsim okul sonrası ormana gidip geziyordum.Gerçekten çok mutluydum hem tüfek benim olmuştu,hem de avcı arkadaşlar arasında tüfekten dolayı bir statü kazanmıştım.Gerçi bazen babam silahı alıp ava gidiyordu ama yine de o tüfek benimdi artık ve ben oğluma verene kadar da öyle kalacak. Arkadaşımın tek kırma tüfeği,benim A500 ve kendi doldurduğumuz fişeklerle geçen karatavuk,sığırcık ve hiçbir şey bulamazsak serçe avlarından sonra bir gün ormanda çullukla tanıştım.Her ne kadar amcamla gittiğimiz bir avda köpek çulluk bulamamış ve bende görememiş olsam da bazı ön bilgiler edinmiştim.Neye benzediğini ve nasıl olduğunu şifahi olarak biliyordum ama merak başka bir şeydi.Neydi acaba bu çulluk,nasıldı? Aklımda tek kalan bilgi çulluk için iyi bir köpek lazım olduğuydu.Israrlar üzerine o sezon eve alınan şahane köpeğimiz annemin “Ben buna her gün yemek yapamam” demesi üzerine babamın avcı bir dostuna verilmesiyle,ben yine ufak avlarla yetinir durumdaydım.Bir Ekim günü tüfeğimle beraber gezerken meşelerin içinden o muhteşem ve akıl almaz “papapapapapa” sesiyle buz kestim,kımıldıyamadım bile.Aklım yerinden uçmuş,şoktaydım.Biraz geçen zamandan sonra kendime geldim ve bunun çulluk olduğuna karar verdim.Acaba bulabilirmiyim diye uçtuğu yöne doğru boşuna gittim,dolaştım.O sene köpeksiz birkaç tane daha kaldırdım ama tüfek bile atamadan arkasından şaşkın gözlerle bakakaldım.İşte benim çullukla olan sevdam o zaman başladı.Artık aklımda sadece bu vurulamaz sandığım büyük kuş vardı. Okul zamanı evde ders çalışırken bile tüfek yanımda durur ve evimizin bahçesinde ki zeytin ağacını kollar,konan karatavukları vurur,akşama da canım anneme yaptırırdım.Anlayın siz nasıl ders çalıştığımı,aklım hep ağaçta,pencere iki parmak açık,namlu dışarıda,hava soğuk olsa ne yazar,yarın imtihan olsa bana ne.O yıllarda köpek olmadığından küçük avlar yapıyor ve ara sırada babamla yaptığım kısa av gezilerinde hayran hayran onun tüfek atışını izliyordum.Ama ne bu tüfeğe sahip olmak nede vurduğum ufak kuşlar artık beni tam olarak tatmin etmiyordu,aklımda tek bir şey vardı:O kara gözlü kuş.  Yine bir sonbahar akşam üstüydü.Bu sefer derslerime gerçekten çalışmışım o yüzden ava çıkacak zaman bile kalmamış,havanın kararmasına da bir saat var yok.Babam eve geldi ve “Al tüfeği de biraz gezelim” dedi.Nedense bu sefer tüfek elimde ve önden ben gidiyordum.Evimizin arkasından ormana girdik.Daha gireli yirmi metre olmuştu ki ikiye ayrılan yolağın başında durduk önümde küçük bir su çukuru var,ne tarafa gidelim diye düşünürken işte o sevdalım yine çıktı karşıma.Tam bir metre önümden bütün heybeti ve alımıyla tam üzerimize doğru havalandı.Evet bu çulluktu hasret bitebilirdi.Üstümüz ağaçlarla kapalı olduğu için kuş telaş ve panik içinde yanımızdan geçerken ben tüfeği omuzlamış ve namluda ki çulluğu bu sefer başka türlü seyrediyordum.Artık tüfeğin ucunda ve ben onu net olarak görüyordum.Ne muhteşem uçuştu o.Ben yanımdan arkama doğru uçan kuşu tüfekle takip ediyordum ama tetiği çekecek gücüm kalmamıştı.Yine kilitlendim,kuş uçarak arka tarafıma geçiyor ve ben namlunun ucunda onunla birlikte dönüyordum.Artık arkama bayağı dönmüş,babamı bile görüyordum.Biraz daha geç atarsam tehlike büyük olacaktı ama ben hala tetiği çekemiyordum ki babamın “vur” sesiyle o çok uzun sandığım sessizlik bozuldu ve ormandaki her şey o anda tüfek sesiyle durup sanki bana bakıyordu.Benden kaçan sevgilim pes etmişti,bu kadar yeter diyip bana eziyet çektirmeye son vermişti.Yere düşen çulluk benim tutkum,aşkım olmuştu artık.Kuşu yerden aldım yeni bir şeyi keşfeder gibi her tarafını inceledim ve doya doya sevdim.Böyle bir zevki babamla yaşamıştım,bana av tutkusunu aşılayan insan,babamla.Bir avcı bundan daha fazla ne istiyebilirdi ki!Bence avcılık hayatımın gelmiş geçmiş en güzel günüydü. Av benim için bitmişti,bu güzel anı annemle de paylaşmalıydım.Kendimi o kadar mutlu ve iyi hissediyordum ki anlatamam,artık muradıma ermiştim.Sevgilimle tanışmış,onunla kavuşmuştum.İşte ilk görüşte aşk bu olmalıydı.O gün ben artık gerçek bir çulluk avcısı oldum diye düşünmüştüm.Geçen yıllar benim bu kuşa olan tutkumu daha da arttırdı.Sezonun kapalı olduğu dönemler de bile onunla rüyalarımda beraber oluyorum.Siz anlayın artık gerisini. O gün bu gündür aklımda cevap bulamadığım bir soru vardı.Üzerinden otuzbeş yıl geçmişti ama neden o gün babam tüfeği bana vermiş ve “Önden sen yürü demişti?”. Acaba benim avcılık seviyemi görmek istemiş ve ben hayatımın ilk uçarını vurunca da “Tamam bizim çocuk hazır” mı demişti? Bu soru aklımı çok kurcalamış ama nedense sormamıştım.Geçen hafta babama uğradım,yüce Tanrım uzun ömür versin şu anda 83 yaşında benim biricik babam.Tabii ki avcılık sadece anılarında kaldı.Ara sıra eskileri yad ediyoruz o kadar.Beraberce yaşadığımız o hatırayı babama hatırlattım ve “O avda benim avcılığıma mı bakmak için tüfeği bana verdin” dedim.Cevabı gayet kısa ve netti “Hayır ben sadece senin tutkunu görmek istemiştim.” dedi. Artık sıra bende bu sene olmaz ama seneye canım oğlum Boğaçhan’a kuşa tüfek attıracağım.Şimdilik oğlumda benim eskiden yaptığım gibi babasının arkasından geziyor ve ne zaman bende uçara atacağım diyerek söyleniyor.Oda tüfeği alıp kaçmadan benim ona şans tanıma zamanım geldi her halde.Tüm dostlarım hepinize kazasız,belasız,mutlu avlar dilerim.Rastgele. M.Bülent KAHYAOĞLU

Bu makale için toplam 2 yorum yapılmıştır. YORUM EKLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Bu yorum 19.12.2007 00:23:16 tarihinde ahmet çetinbaş (elnino_943@hotmail.com) tarafından eklenmiştir
slm bület abi inanırmısın senin yaptıklarının aynısını yapıyorum evde 71 namlu süper pozemiz var gizlice alıp kara tavuk avlamaya evimize yakın olan ormana gidiyorum vurduğum da oldu. Geçen gün bir çullukla karşılaştım. o kadar sessiz uçuyordu ki o havada süzülüşü değil tüfeği doğrultmak emniyeti bile açamadm. Hayvan öylece uçup gitti ben de hayranlıkla izledim ama çok geçmeden bir kara tavukla karşılaştım ardından ormanın sessizliği tüfeğimin sesiyle bozuldu. vurdumda çok sevindim. buna babamın cewabı nasıl olur?

Bu yorum 23.11.2007 13:41:17 tarihinde Yavuz Selim Eroğlu (eroglu_selim_61@hotmil.com) tarafından eklenmiştir
abi süpersin ya ben de aynı senin gibiyim ya av çok güzel bişi ya senle tanışmak isterim ,bu arada babana uzun ömürler maşalllah kibb ben trabzonluyum msn adresim eroglu_selim_61@hotmail.com

761 kez okundu