Ana Menü
Arşiv
Atatürk Köşesi
Linkler
Piyasalar
Hava Durumu
İSTANBUL
ANKARA
ZONGULDAK
SİVAS
İlan Ekle
|
Avcılar Alemi.com' a Hoşgeldiniz
Karagözlüm ve Tutkumuz KARAGÖZLÜM VE TUTKUMUZ Sezon açılışını bekleyerek ve sonra çulluğun gelişini gözleyerek günler özlemle gelip geçti.Ekim sonunda ilk çulluklar meşeliklerde gözükmeye başladı.Her yeni sezon olduğu gibi heyacanla sabah erkenden kalkıp insanın kendini meralara atması,dostlarla beraber av peşinde koşması… Sanki hiç bitmeyen ve bitmeyecek olan av tutkusu… Nasıl da avcının içini ısıtan,heyecanını yüksek tutan bir histir bu… Bence bu,avcının hayat pınarıdır.Yaşanan onca olay ve geçen zamandan sonra bir de dönüp geriye bakıyorsun ki yıllar geçmiş,yaş elliyi devirmiş bile.Ama ne olursa olsun her gününe değmedi mi? Bu sezon da çulluğun meralarda görünmesiyle beraber keyfim yerine geldi.Büyük bir özenle hazırladığım çantam ve duvardaki tüfeğim her hafta sonu bana eşlik etmek için hazır durumda bekliyor.Akşamdan av sonrası kurulacak sofranın nevalesini de hazırladım mı işlem tamam demektir.Artık bekle ki sabah olsunda, Zafer gelsin beni alsın ve kendimizi şehirden dışarı atalım.Merada yapılan kahvaltı ve hazırlıklardan sonra ver elini meşelikler. O güne de yine aynı heyecanla başlamıştık.Cumartesinin lodosunda bile iyi kuş bulmuştuk.Bu pazar ise hava tam çulluk havası idi.Nasıl da içimiz kıpır kıpırdı.Yolda dünün küçük bir özeti yapılıp bu günün planı hazırlanırken bir de baktık ki yeşilin,sarının ve kahverenginin karıştığı;yaprakların yarısının döküldüğü yıllardır bize istediğimizi karşılıksız veren meşe ormanına gelmişiz bile.Arabayı yüksek ağaçların altına çekip köpekleri salınca o gizemli sabahın sessizliği bozuldu birden.Kısa bir kahvaltı yapmamıza bile izin yoktu sanki.Şanslı ile Kont havlayarak hadi diyorlardı.Çizmeleri giyip,bepeerları takıp meraya ayak basınca iki köpek de meşelikte kayboldu gitti.Çığlık atan birkaç karatavuk avın başladığının habercisiydi sanki. İlk önce bu sezon hiç girmediğimiz ama inandığım bir kısalığı aramaya karar verdik.Yüz metre kadar yürüdük,öyle bir yere geldik ki ilerisi bayağı dikleşerek aşağı indiğinden, fazla gitmeye gerek yoktu.İşte o an da iki köpek de farklı kokuya ferma verdiler.Zafer aşağıya kendi köpeğine,ben de yukarıya Şanslı’nın fermasına gittim.Zafer\\\'in kuşu alttan kelebek gibi uçup kaybolmuş,bizim ortak ancak hafif bir karaltı görebilmişti.Bu esnada ben ise yavaşça fermadaki köpeğimin arkasında heyecanla tetikte geziyordum.O esnada aşağıdan Kont da geldi ve patroneyi verdi.İşte şimdi görüntü harikaydı,üçümüzde av tutkusuyla dolu aynı yere bakıyorduk ki karagözlüm daha fazla dayanamadı ve attı kendini meşeliğin üstüne.Bende hemen tüfeği omuzladım ve iki el tetiği çektim.Bir anda köpeklerin kimyası değişti.O sessiz,yere yapışmış dostlarım başladılar koşuşmaya.Ne köpekler ne de ben avın düştüğünü görmedik ama ikinci atışıma güveniyordum.Aramak için sıklıktan çıkınca siftahımı yerde gördüm.Hemen alıp güzelce yeleğime yerleştirdim.
Sabahın ayazından dolayı giydiğim mont fazla gelmişti.Ben de arabaya dönüp bırakayım dedim.O esnada Zafer de boş durmayıp karşı meşelikleri karıştıracaktı.Fazlalıklarımdan kurtulup meraya tekrar girdim.Tam bizim ekibe yaklaşmışken birden bepeerlar ötmeye başladı."Tamam ortak da siftahı yapacak" derken tüfek patladı.Ya kısmet diyerek yanlarına yaklaştığımda karagözlüm yeleğe yerleşiyordu bile.İyi başlamıştık,ilk kuşlar tamamdı.Bizim için av şimdiden harika geçmeye adaydı.Bu hızla tüm ormanı daha bir şevkle karıştıracaktık.Ama evdeki hesap çarşıya uymayacaktı! Önümüzde bize her zaman cömert davranmış büyük bir mera vardı.İki köpek,iki avcı daldık doğanın açık kapısından içeriye.Henüz biraz ilerlemiştik ki bayağı önümüzden ama açıktan kalkan kuşu ben seyrettim,Zafer ise bir fişek attı.Hafif bozulan çulluk sağa dönüp gözden kayboldu.Hadi gidip bakalalım dedim ama aramamız boşa çıktı.Tabii ki kendime de söylenmeden edemedim.Herkese gördün mü at de sonra da açıktaki kuşa el salla.Sanki görünmez bir el beni engellemişdi.” Bazen insan böyle tutuluyor işte deyip “ ava devam ettik.Bu üçüncü kuştan sonra köpekler bize altı net ferma daha hediye ettiler.Fakat kuşlar nasıl ayaklı anlatamam.Neler yapıyoruz ama bir türlü tüfek atacak pozisyon bulamıyoruz.İki köpek de usta,biz de ayağımıza hızlıyız.Şimdiye kadar da kaç kere çulluk tarafından atlatıldık hatırlamıyorum ama bu sefer durum gerçekten farklıydı.Bu son altı kuşa tüfeği bile doğrultamadım.Zafer ise karaltıya birkaç el tüfek atabildi.Köpekler ferma ferma burunlar yerde ilerliyor,biz de bildiğimiz her şeyi uyguluyoruz ama sonuç yeleğe giren yok.Bırak vurmayı tüfek bile atamadım.
Hem geziyoruz hem de dönüşe geçmiştik.Önümüzde daha birkaç verimli mera vardı. Bakalım şans bize yardım edecek miydi? Seyreltilmiş meşeliğe girdik.Şanslı burayı çok sever ve nereye bakacağını da çok iyi bilir.İki köpekte içeride ağır ağır gözden kayboldu.Bu sefer pas geçmemek için ben de hem onları dinliyor hem de yavaşça yaklaşıyordum.Birden Şanslı’nın çanı sustu.Bepeerı beklemeden o tarafa yöneldim.Şimdi bepeer da ötüyordu.Demek onuncu kuşu bulmuştuk.Sesiz ama hızlı bir şekilde ilerlerken Şanslı\\\'yı çatağın başında çakılı buldum.Başını hafifce aşağıya eğmiş bakıyordu.Ben de sol yanına geçip pozisyon aldım.Nasıl olsa köpek arkadan basacak kuşta ya alta ya da açık olan sağ yana uçacak ve ben de tüfek atacaktım.Bu esnada Kont da gelip alttan patroneyi verince çulluk daha beklemeden Şanslı’nın üstünden geriye doğru kalktı.Hemen döndüm ve tüfeği tam omuzlamışken fermaya yetişen ve tüfeği yanağına yapıştırmış Zafer’i gördüm.Ben yine tetik çekememiştim ama bu sefer çulluk çantadaydı. Gezmeye devam ediyoruz.Önümüz hep seyreltilmiş meşelik.Köpekler ısrarla aramaya devam ediyor,ben ise biraz kısmetime kızıyordum.O esnada yolun kenarına doğru süpürgeliklerin üzerinden Şanslı\\\'nın kıpırdamayan sırtını gördüm.Zafer’e el edip çok yakınımdaki köpeğimin fermasına sessizce yaklaşıp tüfeği doğrulturken papapapapa.Atıyorum ve bu sefer suratım gülüyor.Karagözlüm elimde şöyle doya doya seveyim,bir öpeyim diyorum ama fırsat yok ki.Zafer Kont\\\'u işaret ediyor.Beş metre önümüzde ferma.Hemen dönüyoruz tam sessizlik ama bir şey yok.Zafer "tüfek sesine gitti her halde çünkü aşağıda uçar bir çulluk gördüm” diyor.Mantıklı bir açıklama ama Kont öyle demiyor ki.Biraz altta fermayı yeniliyor Şanslı da patrone.Dönüp iki adım atmamla beraber çulluk atıyor kendini ağaçların arasına.Bir fişekte ona,şimdi karagözlümü rahatça sevebilecek zamanım var.
Saat bire geliyor,bizim için sofra kurulmalı artık.Daha fazlasını kovalamaya gerek yok.Yavaş yavaş dönerken Kont bize bir kıyak daha yaptı.Yine seyrek meşelikte harika bir ferma,yapışmış yere,çıt yok.Sanki nefes bile almıyor.Hemen yer tutup kuşu kapatıyoruz.Kont yürüyen kuşu bir metre ileride tekrar fermalıyor.Heyecan dorukta bu da yolluk olsun limiti doldurayım diyorum kendime.Ama kuş akıllı öyle bir kalkıyor ki aramıza ağaç giriyor.Tüfeği yetiştirmeye çalışıyorum fakat meşe önüme kalkan oluyor.Ancak tek atış ama o da manke.Neyse herkes nasibini yermiş diyoruz.Bizim de kısmetimiz bu kadarmış.
Arabanın yanına döndüğümüzde saat bir olmuştu.Yorulmuştuk ama ava doymuştuk.Köpekler harika çalışmış,yeleğimize çulluk girmiş,kazasız belasız avı tamamlamıştık.Şimdi sıra her avı süsleyen kurulan güzel bir sofradır mantığı ile av sonu sohbetine gelmişti.Önce üstümüzü değiştirip köpekleri doyurduk.Sonra ben ateşi yaktım,Zafer de sofrayı hazırladı.Önce sıcak bir çorba sonra da mezeler ve ateşte sucuk.Hem yedik,hem de içtik;biraz da geçmişi yad ettik.Üç saat sofrada,ateşin başında çok güzel zaman geçirdik.Hele son içilen kahveler var ya sanki şerbet gibi geldi.Emin olun bütün günün yorgunluğunu aldı.Hava biraz soğuyunca ateşin de azalmasıyla soğuğu ve dolayısıyla geçen zamanı fark ettik. Sanki büyülü bu ortamın içinde kaybolmuştuk.Her güzel şeyin bir sonu vardır diyerek.soframızı toparladık,etraftaki çöpü yaktık ve devamı haftaya deyip bu güzel günü bitirdik.Tüm sevgili avcı dostlarıma doyumsuz avlar dilerim.Rastgele.
714 kez okundu
|