Ana Menü
Arşiv
Atatürk Köşesi
Linkler
Piyasalar
Hava Durumu
İSTANBUL
ANKARA
ZONGULDAK
SİVAS
İlan Ekle
|
Avcılar Alemi.com' a Hoşgeldiniz
Keklikler sustu! [B][FONT=Arial]Keklikler sustu!Süha Umar Erkek keklik yıllarca yavrularına annelik etmiş olan eşine son bir kez baktı. Gagasını eşine bir şey söyleyecekmiş gibi birkaç kez açıp kapadı! Sesi çıkmadı! Dağlar kavruluyordu! Erkek kınalı keklik sabah erkenden uyanmış, eşiyle birlikte, koca dağda kurumayan son pınardan su içmeye gidiyordu. Bu yıl her şey ne kadar da kötü gitmişti. Susuzluk ortalığı kırmış geçirmiş; eşinin, yerini özenle seçtiği yuvaya bıraktığı 16 yumurtadan sadece altı yavru çıkmıştı. Havada yeterli nem olmadığı için diğer yumurtalar küçük keklik yavrularına dönüşemememiş, çoğu cılk çıkmıştı. Yine de çok sevinmişlerdi benekli altı yavruyu görünce! Onları büyütüp bir kez daha kuluçkaya yatabilirdi dişi keklik. Hem belki o zaman yağmurlar da yağar, dağlar suya kavuşurdu. Ama felaket sürmüştü! Yağmur yağmayan arazide kekliklerin kokusu kaybolmuyordu. Yavrularını, daha tüylerini düzemeden tilki ile sansara kaptırmışlardı. Yine de şanslı sayılırlardı. Diğer çiftler kendileri de yasa dışı kafes avı yapanlara yakalanmışlardı. Koca yoz kınalı keklik ile dişisi bu dağdaki son kekliklerdi! Ve son keklikler, dağdaki son su kaynağına doğru yürüyorlardı! Doğup büyüdükleri bu dağlar yine de çok güzeldi şafakta! Ama nasıl bir tehlikeye doğru gittiklerinin farkındaydılar. Avcılar onların suya gitmek zorunda olduklarını, suyun da nerede olduğunu biliyorlardı! Öldürmeye programlanmıştı Avcı 11 Ağustos tarihini iple çekmişti. O gün av mevsimi açılıyordu. Keklik avı henüz yasaktı ama onun beklemeye niyeti yoktu! Günlerdir hazırlık yapıyordu. Yasaların yasaklamasına karşın sekiz atar yarı otomatik tüfeğini, onlarca fişeği, haftalar öncesinden hazırlamıştı. Tüfeğini, fişeklerini, botlarını, vuracağı keklikleri asıp, beline takarak etrafa caka satacağı kıtkasını gözden geçirdi. Keklikleri nerede bulacağını biliyordu! Son günlerde canını sıkan bazı haberler çıkmıştı basında. Gazeteler, sanki başka işleri yokmuş gibi, bazı kişilerin, kuraklık nedeniyle yaban hayatının ciddi sıkıntı içinde olduğu savıyla avcılığın yasaklanmasını isteyen görüşlerine geniş yer vermişlerdi. Bunlara çok kızıyordu! Onları dağda görse, tüfeğini üzerlerine boşaltacağını söylüyordu, avcı sohbetlerinde! Susuzluk, kekliklerin neslinin tükenmesi umrunda değildi. O öldürmeye programlamıştı kendisini! Orman Bakanlığı, doğadan yana olanların tüm uyarılarına karşın bu yıl avı erken açıyordu üstelik. "Keklik palazları daha kendilerini korumayı öğrenemeden onunla karşılaşacaklardı!" Bu düşünce onu iyice keyiflendirdi! Sabahı daha da heyecanla beklemeye başladı. Güneş yükseliyordu. Son keklik çifti artık suya iyice yakındı. Doğrusu dilleri damaklarına yapışmıştı. Yine de ihtiyatı elden bırakmıyorlardı. Erkek, kurumuş dağda bulabildiği her ot parçasını siper alarak dikkatle ilerliyor, dişisi onu izliyordu. Saçmaları hissetti Su başında pusu kurmuş avcıları önce dişi keklik gördü! Önde giden erkeğini uyarmak için tiz bir sesle "Cak... Cak... Cak!" diye bağırdı. İkisi aynı anda havalandılar! Avcılar yarı otomatik tüfeklerini durmaksızın ateşliyorlardı! Erkek keklik dişisinin vurulup düştüğünü gördü. Aynı anda tüylerini yakan saçmaları hissetti. Kanatlarını çırpmaya, eşinin düştüğü yere yetişmeye çalıştı. Sonunda o da yere çakıldı! Eşi sadece bir-iki adım ileride hareketsiz yatıyordu. Gözleri açık! Erkek keklik yıllarca yavrularına annelik etmiş olan eşine son bir kez baktı. Bütün gecenin susuzluğunu giderecek pınara ne kadar da yakındılar! Gagasını eşine bir şey söyleyecekmiş gibi birkaç kez açıp kapadı! Sesi çıkmadı! Avcılar geldiler. Dağın son kekliklerini, hoyratça kıtkalarına taktılar! Mataralarını çıkardılar. Kana kana su içtiler! O dağda artık sonsuza kadar keklik sesi duyulmayacağını bir an bile düşünmeden! suha.umar@isbank.net.tr[/FONT]
4980 kez okundu
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||