Avcılar Alemi.com' a Hoşgeldiniz

Kısmette Bıldırcın varmış..

   Perşembe günü Sani ile telefonda konuşuyorduk.Bana: “Pazar günü için program yapma Serdar bizi bıldırcına götürecekmiş” dedi.Ben de çok sevindim,çünkü bu sezon bazı şanssızlıklardan dolayı daha ava gidememiştim.Güzel bir av umuduyla hafta sonunu beklemeye başladım.Pazar sabah 4.30 da kalkıp önce Ömerli’ye gidip köpeğim Şanslı’yı aldım.Sonra Sani ile buluşup tek araba yola devam ettik.Daha güneş doğmamıştı,saat 6,00 gibi gişelerin çıkışında Serdar’la buluştuk.Artık ekip tamamdı,iki araba yola koyulduk.Yeni bir av macerası başlıyordu,haydi hayırlısı.    

İstanbul’dan uzaklaşırken yer yer yağan yağmur biraz canımızı sıkmıştı ama daha sonra düzelen havayla yüzümüz gülmeye başladı.Önde Serdar arkada biz yola devam ediyorduk.Nereye gideceğimizi bilmediğimiz için takipteydik.Neyse 35-40 dakika sonra ana yoldan ayrılıp Kavaklı yoluna saptık.Önümüze ilk çıkan anızlıkda durup burayı arayalım mı diye konuştuk fakat Serdar karşı tepeler iyi kuş tutar deyince tekrardan yola devam ettik.Kısa bir süre sonra dostumuzun dediği yerdeydik.Ne de olsa biz buranın yabancısıydık.    

Hava daha yeni aydınlanmıştı.Durduğumuz yerden etrafa bakınca bir sürü sürülmüş tarlanın içindeki birkaç anızlık arazi bize acaba mı dedirtti.Yoksa boşuna mı buralara gelmiştik! Sani ile benim yüz ifademi beğenmeyen Serdar: “Ben buralara bir bakacağım geliyor musunuz?” dedi.Ben bu kadar yoldan sonra taşta yağsa gezecektim ama Sani “Ben sizi arabada bekleyeyim” demez mi.Buyurun bakalım,sabah sabah gel buralara sonra arabadan inme.Neyse av işi kısmet işi deyip iki kişi köpeklerle beraber avlağa girdik.    

Üç anızı da geçmiştik ama tek bir koku bile yoktu.İşin ilginç yanı etrafta avcı da görmemiştik.İçimden acaba arabada beklemek daha mı iyiymiş diye düşünüyor ama ayıp olmasın diye de ses çıkarmıyordum.Önümüze hasat edilmiş bir karpuz tarlası çıktı.Biraz çamurdu ama başkada avlanacak yerde yoktu.Yarım istekle adımımı atmıştım ki köpekler ilk fermayı verdi.Dan dan kuş el salladı gitti.Neyse bu sezon ilk fişeği atmıştım.Yürümeye devam ettik,yirmi metre gitmiştik ki bir ferma daha ama dostumun tüfeği hedefe kilitlenmesine rağmen fişek patlamadı.Böyle olunca Serdar “Ben arabaya döneyim de başka fişek alayım” dedi.Ben de kendisine kuş olmaz diye “Fişekliğimi arabada bıraktım bari onu da al gel” dedim.    

Ben tek başıma arkadaşlarımı beklerken bu seneki ilk bıldırcınımı da vurmuştum.On dakika sonra benim fişekler de geldi,yüzünde güller açmış Sani beyde! Dostumuz tüfek seslerini duyunca kuş olduğunu anlamış ve hazırlanmış ama davetiye beklediği için arabadan inmemiş! Neyse şimdi ekip tamamdı,yeterince fişeğimiz de vardı.Hava iyice aydınlanmış ve etraf avcılarla dolmaya başlamıştı.Bilmediğimiz bu yer demek ki revaçta bir yermiş.Biz hemen sağımızdaki boş anızlığa girdik.Avcı kolunda yayılıp yirmi metre yürümüştük ki fermalı,fermasız üç beş kuşa tüfek atmak nasip oldu.Böyle olunca herkes köpeğiyle av yapsın diye ayrılıp o koca anızlığı karıştırmaya başladık.Köpeğimle beraber geçte olsa bu sezonu açmış oldum.       

 Bıldırcın avı setere pek uygun değil.Çünkü bir çalılıktan geçerken maalesef köpeği yine pıtırak sardı.Acısından geçti arkama avı bıraktı,suratıma bakıyor.Zavallı hayvanı temizlerken yarım saat geçti.Allahtan fazla sarmadan oradan çıktımda daha çok eziyet çekmedi.O güzelim uzun tüyler yumak gibi oluyor.Hele patilerine de dolaşınca yürümek bile istemiyor.Bende istemesem de mecburiyetten bazı yerlerdeki tüylerini kesip pıtıraklardan temizledim.Sonra hep anızda dolaştım da köpek kendine geldi.    

Çok zevkli bir av oldu.Saat dokuza doğru hepimiz limitlerimizi doldurmuştuk.Ben ve Sani’nin hiç av olacağını ummadığımız bu yerde Serdar sayesinde şahane bir av yaptık.İki saat yürüdük,köpeklerimiz çalıştı,bizlerde tüfek attık daha ne olsun ki? Keşke şu limitler biraz daha fazla olsaydı diye söylenmemize rağmen,içimiz burukta olsa avı bıraktık.Zaten başka avcılarda gelince ortam biraz tehlikelide olmaya başlamıştı.Bu avda çok sevindiğim bir şeye de şahit oldum.Her zaman boş fişeklerini yere atanlara kızmış ve dolaştığım yerlerde bulduklarımı da toplamışımdır.Ama burada gerçekten o kadar az fişek topladım ki sevincimi anlatamam.Demek ki avcılar artık,eskisinden daha çok doğaya yani kendi yerlerine sahip çıkıyorlar.        

Bu güzel avı sonlandırmıştık ama vakit daha çok erkendi.Bizde sevgili dostumuz Ahmet Bağcı’nın Silivri’de ki yazlığına uğramaya kadar verdik.Sağ olsun bizi bahçesinde sıcak çay ve yanında pasta,kek gibi hayır diyemeyeceğimiz şeylerle karşıladı.Açık havada içilen çaylar,yapılan güzel muhabbetlerle saat onbiri bulmuştu.Ben daha fazla kalmak istemiyordum.Çünkü oğlumun bir veli toplantısına gidecektim ama Serdar’ın kalkmaya,Ahmet’in de bizi bırakmaya hiç niyeti yoktu.Durum böyle olunca da avcı muhabbetimiz öğlene kadar uzadı gitti.    

Madem kalıyoruz o zaman yemeğe bir bıldırcın kızartma yakışmaz mıydı? Hemen el birliği ile kuşları yolduk ve dostumuza teslim ettik.O da zevkle mutfağın yolunu tuttu.Ahmet’in av yemekleri meşhurdur.Artık öğle yemeği de programa girdiği için biraz daha kalmak bana da cazip gelmişti.Biz avcılar için dostlar arasında olmak ve av sohbetleri yapmak gibisi yoktur.Bu arada belirteyim bizim Serdar da şahane yemek yapar.Evde mutfağa yardım eder mi bilemem ama kulüpde yaptığı şaheserler inanın insana parmak yedirtir.Bizler sohbet ederken,sevgili başkanımızda yemeği hazırlıyordu ki asıl sürpriz Ahmet’in eşi Nilüfer’den geldi.Bizlere şahane bir mantarlı spagetti yapmaz mı! Tamam dedim körün istediği bir göz Allah vermiş iki tane.Yani yemek ziyafete dönmüştü.    

Bol sohbetli geçen yemeğimizden sonra bonkör ev sahiplerimize teşekkür edip,İstanbul’a doğru yola çıktık.Gerçekten güzel bir av yapmış ve iyi zaman geçirmiştik.Darısı sizlerin de başına.Zaten bizlerin amacı doğada olmak ve bu güzellikleri paylaşmak değil mi ki? Herkese kazasız belasız avlar dilerim,rastgele.

M.Bülent KAHYAOĞLU

Henüz bu makaleye ait bir yorum yok. YORUM EKLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ
409 kez okundu