Ana Menü
Arşiv
Atatürk Köşesi
Linkler
Piyasalar
Hava Durumu
İSTANBUL
ANKARA
ZONGULDAK
SİVAS
İlan Ekle
|
Avcılar Alemi.com' a Hoşgeldiniz
ŞANSLI BİR AV GÜNÜ [B] ŞANSLI BİR AV GÜNÜ
Avcılıkla uğraşıp ona gönül veren hepimiz iyi biliriz ki avda ille de vuracağım garantisi yoktur.
O gün şansın var , nasibin var ise vurursun...
09.10.2005 Pazar , ava gideceğimiz için gece bir türlü geçmek bilmedi. Uyumak av heyecanından mümkün değil,çünkü kafamızı yastığa koyar koymaz , hep hayallere dalar , o hayallerle bol av bulur, hiç boşa da atmaz hepsini vururuz. O Pazar sabahı saat 05 ’te oğlum Alper ve arkadaşları Çağrı Sobucalı ve Osman Ernuz ile yola çıktık.Av mevkiine vardığımızda aşırı derecede poyraz esiyordu. Bu kuvvetli esen rüzgarla keklik avı yapmamız olanaksız , sabah avını Balçık çayı kenarında alalım , belki bu soğukla ördek gelebilir düşüncesi ile herkes kendine göre bir yer bulup beklemeye başladı.Fazlada beklemeden şafak sökmüş etraf belli belirsiz görünmeye başlamıştı. O anda Alper’in bulunduğu yönden tek bir silah sesi geldi.Ve sonrası yeşilbaş ördeğin suya düşerken çıkardığı sesi duyduk.Patlayan silah sesinden etrafta bulunan kuşlar havalanmış üzerime bindiren bir civil ördeği ( çamurcu ) ancak ikinci atışta vurabilmiştim. Bu esnada Çağrı’ da bir sakar mekeyi çantasına koymuştu.
Sabah olmuş şansımızdan rüzgarda dinmişti. Keklik avı için dağa çıkmaya karar verdik.Ortalama 1500 metrelik tehlikeli ve zorlu bir tırmanıştan sonra avlanacağımız yere vardık, avcı kolunda 25’er metre aralıklarla yanlamasına ilerlemeye başla-dık. Bize göre en yukarı kısımda bulunan Alper’in önünden 8 yada 9 adet
keklik kalktı,ters bir şekilde kalkıp zor atım veren kekliklerden, Alper bir tanesini vurmayı başardı.Diğerlerinin kondukları yeri görmüştük.Çok geçmeden o mıntıkaya vardık.Fakat yukarı doğru sekmişler,sarp bir yer olduğundan köpekler çıkamamıştı.Alper ile Osman’a omuz vererek güçlükle yukarıya çıkardık.Neredeyse uçurum tabir edilecek tehlikeli bir yerdi. Yavaş ve dikkatlice ilerlemeye başladılar. 100 metre ancak çıkmışlardı ki peş peşe silahlar patladı.Her ikisi de birer tane vurmuş,yukarıya tırmanırken sarf ettikleri efor neticesindeki yorgunlukları da biraz olsun dinmişti.Kısa bir mola verelim dedik.Yeni oturmuştuk ki karşı yamaçtan keklikler ötmeye başladı. Daha fazla sabredemeyip tekrar avlanmaya başladık.
Yamaca yanaştığımız da bu sefer en yukarıda ben vardım. Kendime göre sol tarafımdan etrafı yıkarcasına büyük bir gürültüyle iki adet keklik kalktı.Her ikisini de iyi bir atış sonrası düşürdüm.Birisi kanat kırığı olmuş, acaba bulamaz mıyım kaygısı içindeyken onu da köpeğim Figo fazla uzaklaşmadan alıp getirdi.Keyfimiz gelmişti.Çünkü biz avcılar defalarca ava gider , çoğu zaman hiçbir şey bulamadan döner , nadiren böyle keyifli ve bereketli av günlerini arada bir yaşarız. Kısa bir moladan sonra tekrar ilerlemeye başladık. Bir an Figo’nun hareketleri değişti.
Belli ki yeni bir koku tutmuştu. Hemen Çağrı ’ya seslenip köpeği takip etmesini söyledim. Bizim sesimizle seken keklik 80-100 metre ilerlemiş , küçük sayılabilecek bir pinar çalısında Figo’nun fermasıyla frenlemişti.Tut komutuyla ciyak ciyak bağırarak kalkan horozu Çağrı tek atış sonrası indirmiş , hepimizin keyfide katmerlenmişti.
Atalarımız boşuna dememiş “ Kırk gün taban , Bir gün av eti “ diye.
Bu bir günü bize bağışlayan yüce Allah’ımıza şükrediyor, tüm avcı kardeşlerime böyle günler niyaz etmesini diliyorum.
Hoşçakalın.
[I]Mustafa ÖZKAN / MİLAS[/I][/B]
583 kez okundu
|