Avcılar Alemi.com' a Hoşgeldiniz

Sezonun İlk Çulluğu

 

 

 

 

SEZONUN İLK ÇULLUĞU    

Ayrılığımız sanki uzun yıllar sürmüş gibiydi. Dile kolay tam dokuz aydır çulluk görmemiştim.Tüfek atmasam da uçarken bir kez uzaktan görseydim,telaşla kalkarken kanat sesini duysaydım belki de biraz hasret azalırdı. Bir avcı için bu kadar beklemek büyük bir eziyet değil mi? Neyse artık sezon açılmıştı tekrardan kavuşabilecektik birbirimize. Arkadaşlardan gelen tek tük görüldü haberleriyle heyecanım daha da artıyordu.İşte bu duygularla günler geçerken sevgili ağabeyimiz,usta avcı Ercüment Belül’ün Akyazı organizasyonu davetini aldım.

Bu çağrı yeni yerler görmek,yeni dostlar edinmek ve eski dostum çulluğu tekrardan görebilmek için harika bir fırsat demekti.   Biz İstanbul’dan altı kişi yola çıktık. Güzel bir yolculuktan sonra Akyazı’ya vardık.Bizi orada Ercüment ağabeyin kardeşi Bülent bey karşıladı.İşte her şeyin son derece iyi geçeceğinin ilk işaretini o anda aldım.O kadar candan bir karşılamaydı ki anlatamam.İlk defa gittiğimiz ve tanıştığımız bu dost insanın evinde kendimizi çok rahat hissettik.Biz Akyazı’ya varmadan bütün hazırlıklar yapılmış,yemek ve içmek için ne lazımsa alınmıştı. Böyle bir misafirperverliğe söylenebilecek tek kelime bile bulamıyorum.Sadece tekrar tekrar teşekkürler diyebiliyorum.   

 Çaylar içildikten sonra hep beraber doğanın en güzel görüntülerini seyrederek Sultanpınar yaylasına doğru direksiyon başına geçtik.Yüce Tanrım sanki tüm güzellikleri biz Türklere vermiş.Bir doğa bu kadar mı güzel olur? Emin olun insan yolun bitmesini istemiyor.Sarının,yeşilin ve kahverenginin tüm tonlarının karıştığı o güzel ormanların arasından geçerken camı açıp da temiz havayı solumamak olabilir mi? Sırasıyla birkaç yaylayı geçtikten sonra kalacağımız Sultanpınar yaylasında ki evimize geldik.    Burada bizi başka bir sürpriz bekliyordu. Bu şirin yayla evi Bülent beyin arkadaşının eviydi ve içeride onlarda altı kişiydi.Böylece tek çatı altında oniki avcı olmuştuk. Acaba bu şirin eve nasıl sığacağız derken her şeyin burada da önceden hazırlandığını anladık.Bizlere ikişerli kalacağımız odalar hazırlanmıştı.Artık bu kadar misafirperverlik de fazla oluyordu.Biz böyle bir ağırlanma karşısında gerçekten şaşırmıştık.

Tüm Akyazı’lı dostlarımız bize her şeyin en iyisini,en güzelini verdiler.Bize gönüllerini açıp,dostluklarını sundular.Hepsine tekrardan teşekkürler.    İlk akşam ocak başında kurulan sofranın etrafında yeni arkadaşlarımızla sohbet edip tanışma fırsatı bulduk.Yanan ateşin sıcaklığında yenen yemek tüm yol yorgunluğumu yok etmişti.Her şey o kadar güzeldi ki insan kendini rüyada zannediyordu.Kuş sütü eksik olan soframızda başladığımız muhabbet içeride soba başında içilen çaylarla sürdü.Dışarının soğuğundan sonra yanan odun sobası içimizi ısıtmıştı.Muhabbetin sonu yoktu bu yüzden ben de her zamanki gibi yarınki avı düşünüp geç olmadan yattım.        Sabah uykumu almış erkenden kalkmıştım.Hep beraber yaptığımız kahvaltıdan sonra arabalara doluşup sezonun ilk çulluğunu görmek için adımımızı ormana attık.Şahane çam ormanında gezmek bile insana zevk veriyordu ama asıl istediğimiz avlanmaktı.İlk önce evin arkasında ki ormanı arayacaktık.Girdiğimiz bu avlakta yirmi dakika olmuş hiç koku dahi bulamamıştık.Bu esnada yirmi metre yukarımda dolaşan Sani’ye laf yetiştirmek için döndüğümde onbeş metre önümden kuş kalkıp bana doğru geliyormuş.Dostum “kuş” diye bağırınca döndüm ve üstümde ilk çulluğumu gördüm.

Tüfeği çevirip,arkasından bir fişek attım ama hiç oralı bile olmadı.Demek ki benimle tanışmak istemiyormuş.Halbuki ben onu ne kadar zamandır bekliyordum! Arkasından baka kaldım.Keşke “Bir kuş görsem yeter” diyeceğime,bir tane vurabileyim deseymişim.Biraz daha dolaştık ama hiç kimse bir şey göremeyince yerimizi değiştirmeye karar verdik.    İkinci gittiğimiz avlak da bizim Serdar bir tane çulluğu çantaya atınca az da olsa her tarafta kuş var deyip umutlandık.Öğleden sonra daha sık ormanlık bir yere gitmeye karar verdik.Dostlarımızın hazırladığı öğle yemeğini yedikten sonra tekrardan arabalara doluşup güzel bir çam ormanına gittik.Herkes köpeğini alıp bir tarafa doğru yöneldi.Tek başıma köpeğim Şanslı’nın peşine takılıp yürümeye başladım.

Artık 8,5 yaşına geldi yani olgun ama aynı zamanda da yaşlanıyor.Ormanın kenarından giderken yavaş yavaş içlere kaymaya başladım.Hala bir tek koku yoktu.Bende sıkılmaya başlamıştım.Ara sıra patlayan bir tüfekle tekrardan motive oluyordum.Yarım saatlik yürüyüşten sonra tekrardan ormanın iç kesimlerinden kenar kısımlara doğru kaymaya başladım.Tam orman sınırına gelmişken içinden geçilmesi imkansız bir şimşir sıklığının arkasından hayal meyal kalkan çulluğu gördüm.Sıklıktan nereye doğru gittiğini bile göremedim.Şanslı hemen kuşun kalktığı yere fermayı verdi.”Ah dostum” dedim,biraz geç oldu,atı alan Üsküdar’ı geçmişti bile.        Orman çok sıktı,yürümek bile bazı yerlerde imkansızdı.Kuşun gittiğini sandığım yöne doğru dikkatle ilerliyordum.Fakat bir müddet sonra ne yol kaldı,ne geçecek bir açıklık.Bende tekrar aşağıya doğru inmeye başladım.Orman yoluna gelince bir baktım ki Şanslı fermada meğerse bizim kuş uçup yol kenarında ki büyük çamın altına konmuş.Fakat köpek biraz tedirgin,önce ağacın sağına sonra soluna yöneldi.Bende hemen arkasında durup sol tarafa doğru döndüm.Ama bizim uyanık kuş yolu aşıp karşı çama yakın eğreltilerin altına kadar yürümüş.Ben köpeğe “kap” diye bağırırken sol çaprazımdan bir gürültüyle havalandı.Ben de refleks olarak dönüp namlunun ucundaki çulluğa doğru tetiği çektim.Arkadan uçuşan birkaç tüyden dolayı ikinci fişeği atmadım.Ama kuş o tüyleri bana hediye olarak bırakmış.

Canım çulluk uçup gitti.İnanamıyordum,olacak iş değildi.Sanki ellerimin arasından kayıp gitmişti.Dokuz ay bekle ama o seni atlatsın.Artık çok olmuştu.    Hemen toparlanıp gittiği ve beni içine çekmek istediği karanlık ormana doğru hızla daldım.Bu sefer Şanslı işi bana bırakmamak için önde hızla gidiyordu.Çok geçmeden köpeğim fermayı vermişti.Orman sık ve yüksek olduğu için kuş fazla uçmamış,ilk bulduğu sıklığa atmıştı kendini.Ben koşarak geldiğimde av ile köpeğim göz temasındaydı.Çünkü Şanslı artık hiç kımıldamıyordu,sanki nefes bile almıyordu.Arkasına geçip tam “kap” diyecekken çulluk bir helikopter gibi dimdik yukarıya doğru havalandı.Ben tam altında onun yükselişini seyrediyordum.Tüfeği ateşlesem kuş direk olarak üzerime düşecekti.

Ağaçların üst seviyesine gelinceye kadar yükseldi sonrada bir ok gibi fırladı.İşte o anda bende tetiği çektim.Çulluk saçmayı yemişti ama bir beş metre kadar daha uçunca aman dedim,yine mi kaçırdım acaba.Fakat bu sefer tamamdı.Hemen Şanslı koşup “Bu benim avım” der gibi çulluğa daldı.Ne de olsa o da özlemişti,onun da hasret gidermeye hakkı vardı.Artık çulluk çantadaydı.Yani sezonun ilk kara gözlüsüyle tanışmıştık.    Ben biraz daha dolaştım ama başka bir koku bulamadım.Allahtan diğer arkadaşlar da birer ikişer nasiplerini aldılar da herkesin keyfi yerine geldi.Hava kararmadan evvel toplandık.Bu güzel av gününü ölümsüzleştirmek ve baktıkça Akyazı’nın o dost insanlarını hatırlamak için bol bol fotoğraf çektik.Tüm dostlarımızın güzel geçen bu günün ardından yüzleri gülümsemeyle doluydu.Tüfekleri kılıflarına koyup,köpeklerin bakımını yaptıktan sonra artık evin yolunu tutabilirdik.        Bu güzel av gününün akşamı yine ocak başında muhteşem bir yemek yedik.Sağ olsunlar ağabeylerimiz Ercüment ve Bülent Belül kardeşler bizlere şahane bir kuzu ziyafeti çektiler.Bu arada Serdar’ın yaptığı güvece de hayır diyen yoktu.Diğer tüm dostlarla beraber sohbetin bol olduğu bu akşam yemeğinden sonra yine soba başında içilen sıcak çaylardan sonra yorulan biz İstanbullular teker teker uykuya teslim olup,yatağın yolunu tuttuk    Ertesi gün yapılan avda diğer arkadaşlarda nasiplerini aldılar.Öğlene doğru avı bıraktık ama dostlarımız bizi yine bırakmadılar.Yakılan ateşte sucuk ızgara yapılıp,yemek yenmeden yola çıkılmaz denince bize de bu karara uymak düştü.

Yemekten sonra üstümüzü değiştirip arabalara bindik.Gönlümüz burada kalmak istese de artık dönüş zamanı gelmişti.Önde dostlarımız arkada bizler yayladan indik.Hep beraber dünya güzeli Taraklı beldesine geldik.Burada içilen çaylar ve kahvelerden sonra gönlümüzü o güzel yaylalar da,o dost insanlarla birlikte bıraktık ve tekrardan görüşmek dileğiyle hoşça kalın diyerek İstanbul’un yolunu tuttuk.    Bir av daha böyle güzelliklerle dolu geçmişti.Yeni yerler,yeni insanlar tanıdık.Hayattaki en büyük tutkumuzu sevdiğimiz dostlarla beraber yaptık.Bir avcı daha fazla ne isteyebilir ki? Herkese kazasız belasız nice avlar dilerim,rastgele.   

Bu makale için toplam 4 yorum yapılmıştır. YORUM EKLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Bu yorum 03.05.2008 22:18:21 tarihinde Yavuz Durmaz (albatrosulgen@hotmail.com) tarafından eklenmiştir
sultan pınar yaylası... Bir başkadır sultan pınar yaylasın da çulluk avı..Evet o gün bülent amca ve istanbul 'dan gelen misafir avcı abilerimizle karşılaştık..gerçekten harika ve güzel bir çulluk avı olmuş..Şunu daha iyi kavrıyorum bizler sadece av vurmak için değil,doğa ve spor içinde oradaydık..Avcılığın temel kurallarını asla ezmeden avcı arkadaşlarımla ve bize avda en çok yardımcı olan sevimli köpeklerimizle bir bütündük sultan pınar da...gelecek sezon da umarım karşılaşırız...RASTGELE

Bu yorum 22.04.2008 01:36:19 tarihinde murat bahçeci (muratbahce@yahoo.com) tarafından eklenmiştir
Bülent abi madem yolun akyazıya düştü o halde seni yine sakarya ya ama bu sefer deniz kenarı olan cebci 'ye bekliyoruz. Gerçi Kocaeline bağlı bir yer ama olsun yine sakaryalı dostlarınla olacağın bir organizasyona bekliyoruz. Hme köpeklerin hemde sen eminim çok memnun kalacaksınız. Ayrıca Duyduğun o çulluk özlemi varya inan bende şu an yanıp tutuşuyorum. Bir gün aynı avlakta buluşmak dileğiyle selamlar

Bu yorum 12.03.2008 11:50:37 tarihinde Erkan TURHAN (erkan@turhanklima.com) tarafından eklenmiştir
Bülent abi senin ki av değilde hasret kalmış iki sevgilinin buluşması gibi olmuş. Çamlıkta hiç çulluk avı yapmadım hep meşe dallarına dövdürdük kendimizi. Önemli olan vurmak değil o havayı teneffüz etmek. Akyazıda ortam olarak çok iyi tercih

Bu yorum 12.01.2008 14:59:18 tarihinde Serdar BAKAL (srdrbkl@mynet.com) tarafından eklenmiştir
TEBRİKLER Bülent bey, köpeğiniz gerçektende çok güzelmiş. Kanı çok sağlam yanlış hatırlamıyorsam Cengiz KARAGÖZ\'ün köpeklerindendi... Hepsi çok iyi avcılar ama \"seni\" bambaşka bir köpekti. Avınız bol olsun...

343 kez okundu