Avcılar Alemi.com' a Hoşgeldiniz

SİLAH SEVGİSİ

SİLAH SEVGİSİ Avcılığın Türk Milleti’nin var oluşundan bu yana sinesinde olduğunu, Türk’ün silahtan ve tabiattan ayrı yaşayamayacağını, bunun içindir ki avcılığı ata sporumuz olarak biliyoruz. Türk Milleti, hürriyetine dünyadaki her ulustan fazla önem veren bir yaradılışa sahip oldukları ve eskiden beri tabiatları icabı silahla birlikte varlıklarını koruduklarından dolayı halen büyük bir çoğunluğunun içindeki silah sevgisi kaybolmamıştır. Bizlerde eskiden olduğu gibi uluorta silah taşıyıp kullanamayacağımıza göre , bu merakımızı doğa ile baş başa avcılık yaparak bir ölçüde tatmin etmeye çalışıyoruz. Avcılık illaki bir canlıya silahla ateş etmek değil, tabiatta silahıyla ,köpeğiyle günlük yaşamın kargaşasından uzakta gönlünce birkaç saat yaşayabilmektir.Bizde zaten var olan silah tutkusunu ve onu nasıl maharetle kimseye zarar vermeden kullandığımızı , bunun bugün olduğu gibi geçmiş zamanlarda da değişmediğini eski günlerin birinde Milas’ta yaşanan gerçek iki vakayı yazmak geldi içimden : O dönemin namlı efesi Çakıcı Mehmet Efe ve kızanları günün birinde Kızılcayıkık köyünde Hacı Ali Ağa’ nın ( Hac’ el Ağa ) evinde konuk olmuşlar , vakit akşam üzereymiş. Hac’ el Ağa hizmetçilere yemekler hazırlamaları için buyruklar vermiş.Tam o sırada yüksek kerpiç duvarlarla çevrili olan evin avlusuna Hac’ el Ağa ’nın kaz sürüleri girmiş,Efeler kazları görünce ; -Biz Kaz yemek istiyoruz , demişler. Hac ’el Ağa adamlarına hemen yakalayıp kesmelerini emretmiş. Çakıcı Mehmet Efe ; - Sen telaş etme ağam ,bizim kızanlar o işi şimdi hallederler, demiş sonrada kızanlarına dönüp ; - Haydin demiş. Bunun üzerine kızanlar mavzerlerini doğrultmuşlar. Hac’ el Ağa telaşla - Aman Efem murdar olur yapmayın, demiş. Çakıcı Mehmet Efe de ; - Sen merak etme ağam bir şey olmaz, diye seslenmiş. Kızanlar tetiklere dokunmuşlar ve kazlar yerlere serilmişler. Olan biteni şaşkın gözlerle izleyen Hac ’el Ağa ve adamları Efenin sesiyle irkilmişler ; - Tamamdır Ağam Hacı Ali Ağa , adamlarına ; - Haydi çabuk olun, kazları alıp, bir an önce temizleyip pişirin. Hizmetçiler kurşunla vurulan kazları , parçalanıp murdar olmuştur diye düşünüp kazları almaya vardıklarında, gözleri fal taşı gibi açılmış; Çünkü kazların hepsinin başları kesilmiş gibi yokmuş. Meğer ki ,efeler birer kurşunla kazların başlarını uçurmuşlar. Gene bir gün, Çakıcı Mehmet Efe ve Kızanları, Milas’ın eski dere beylerinden Eskişar’lı Murat Beyin malikanesi olan Eski Konaklarda misafir olurlar, Yaz aylarının birinde konağın bahçesinde, Çakıcı Mehmet Efe, Murat Bey ve Hac’ el Ağa bir çardak altına oturmuş sohbet etmektedirler, bir ara Çakıcı Efe bahçedeki armut ağacının başındaki meyvelerin güzelliğini görür ve canı çeker,bunu fark eden Murat Bey hemen uşaklarından birisine seslenir ; -Oğlum git bize ağaçtan yeteri kadar armut getir. Hizmetçi koşup armut ağacına tırmanmaya çalışır, fakat Çakıcı Efe ; - Armut elle mi toplanır be oğlum, hemen ağacın altına bir çarşaf gerin. Hizmetçiler hemen bir çarşaf bulup armut ağacının altına gererler. Çakıcı Mehmet Efe o an bağdaş kurup oturmakta olduğu döşekteki yerinden bile kalkmadan belindeki Karadağlıyı çekip, tetiğini üç kez asılır, ve ağaçtan üç adet armut saplarından koparak çarşaf üzerine düşerler... Bu geçmişte yaşanmış gerçek öykülerden çıkaracağımız ders , biz TÜRK ULUSU olarak ,atalarımızdan bu güne kadar yüreğimizdeki silah sevgisi süre gelmiştir. Diğer uluslar gibi bu sevgiyi içimizden söküp atmamız mümkün değildir. Bu hakikat yabancı devlet adamlarınca , söyledikleri sözler vasıtasıyla doğrulanmaktadır.Eski Almanya’nın kurucularından olan Mareşal Moltke’nin dediği gibi “ Silahlı milletin en şahane örneği TÜRK’ LERDİR “ sözüyle,TÜRK MİLLETİ ’nin silaha ne denli değer verdiği, yabancı gözüyle bile apaçık ortadadır... Belli bir kesim tarafından , biz silahı çok seven avcılar olaraktan , ne kadar aşağılanıp hor görülsek de , hedef gösterilip baskılarla yıldırılmaya çalışılsak ta , bu asla mümkün olmayacaktır. Çünkü avcılar TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ ’nin milis gücüdür ! Avcılar olaraktan bizlere yapılan bunca hakaret ve iftiralara bir kenara bırakıp , el birliğiyle vatanımızın doğasını ve yaban hayatını koruyalım, çünkü bu vatan hepimizin. Satırlarımın sonunda 2004 yılında tüm devlet büyüklerimize ve Muğla Millet vekillerimize ayrı, ayrı gönderdiğim 633 imzalı , kayıt altında olmayan, dededen babadan kalma , ruhsatları geçmişteki hatalarımızın neticesi olarak çıkartılamamış olan “ Yivsiz Av Tüfekleri” nin, bir defaya mahsus affedilmesi ve şu anda tamamen kayıp konumdaki bu değerlerin de kazanılması , dolayısıyla kayıt altına alınarak “ nizami” şekle sokulması ülkemiz ve bu vatanın çocukları olan biz avcı camiası için de büyük bir kazanç olacaktır. Mağduriyetimizin giderilmesi umuduyla , tüm okurlarıma sevgi ve saygılarımı sunarım. Mustafa ÖZKAN 2006-2007,2007-2008 MAK üyesi Muğla-Milas Avcılar Derneği Başkanı m.ozkanmilas@hotmail.com

Henüz bu makaleye ait bir yorum yok. YORUM EKLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ
428 kez okundu