Avcılar Alemi.com' a Hoşgeldiniz

Uygun Kundak

UYGUN KUNDAK Rahmetli Doğan Sezal Maraş’tan bir Rus-Baikal süperpoze getirmişti. Tek tetikli, enjektörlü temiz bir silahtı. Beğendim. Satın aldım. Uçar avında kullandığım S 56- Beretta marka bir süperpozem vardı. Baikalı ördek avı ve trap atmak için almıştım. Ancak Beretta’nın enjektörlerindeki bir arıza nedeniyle; Rus’u ilk defa kullanmak yine keklik avına nasip oldu. Ayhan Gönül ve Nihat Tonya ile birlikte, Amasya-Boğazköy’de, Değirmendere’den Boyalı istikametine doru avlanıyorduk. Sabah erken Nihat doruktan bir sürü kınalı uçurdu. Peşpeşe iki el silah sesi duyunca; bulunduğumuz yamaçta tetikte beklemeye geçtik. Ben yamacın ortalarındayım. Ayhan Gönül dereye yakın. Çok geçmedi. Bir grup keklik doruktan sallandı. Biri bulunduğumuz dereye torbaladı. Keklik hız kesip, iniş pozisyonuna geçince, tüfeği yüzledim. Hala süratli alçalmakta olan kekliğe tek bir fişek attım. Kuş önce karşıya vurdu. Sonra debelenerek dere içine yuvarlandı. Pointer kekliği getirirken, ben yeni tüfeğin açılışını keklikle yapmanın mutluluğunu yaşıyordum. Doğrusu hızla alçalan kuşa zor pozisyonda atış yapmıştım. Kekliğin vurulması silah için iyi bir puandı. Köpek kekliği getirince; kuşun kafadan tek saçma alarak, kazaya kurban gittiğini gördüm. Ancak, avı elde etmiş olmanın keyfiyle, çok da önemsemedim. Yukarıdan gelen tekli ikili uçkunlar önümüzdeki kırmalara kondular. Bir süre Nihat’ı bekledik. Sonra, tarak dişi dizilip, yürüdük. Kırmalar sık bodur meşelik, yer yer de kayalıktı. Kuş dağılmış ve pusmuştu. Önümüzden fermalı, fermasız ama beni vur dercesine kalkan kınalılardan; Ayhan Gönül ve Nihat birer tane düşürdüler. Bense iki armut pozisyona boş attım. Beretta’yla asla kaçırmayacağım pozisyonları Rus’la boş geçmek canımı sıkmıştı. Hafta içinde Beretta’nın enjektörleri yapılınca, Rus’u da, vuramadığım keklikleri de unuttum. Rus’u dolaba kaldırdım. Beretta’yla ava devam ettim. Zaten o tarihlerde hava şartları ne olursa olsun, her hafta keklik avına gidiyorduk. Rus’u tekrar elime almam için uzunca bir zaman geçmesi gerekti. 1985 yılında Sinop’tayım. Kemal Güven’le birlikte Otel 117 de oturuyorduk. Kemal birden : - Haydi! akşam bekine gidelim. Dedi. Av ördek avı olunca elim Rus’a gitti. Aksaz Sinop’tan Ayancık istikametine giden karayoluyla deniz arasında, kuzey batıdan Bozburun la sınırlı çukur arazidir. Karayoluna doğru hafifçe yükseldiğinden, buraları çeltik ekilir. Denize doğru yaklaştıkça bataklık saha ve sazlık başlar. Bir kanal bu sazın taşkın suyunu denize taşır. Sazlığın orta yerleri diz boyu su, parça parça sazlık, kıyıları gogoluktur. Aksaz geniş bir saha olmadığından ve çok ayak altı olduğundan, sadece fırtınada ve akşam bekinde av verir. Kemal Güven’le birlikte, bu sazın “Aşlama Ağzı” denilen mıntıkasından akşam beki için ava girdik. Önde ben, arkada Kemal sazlığın ortasına doğru ilerlerken, gündüz gözüyle, ortadaki açık suyun üzerine nereden çıktığı belirsiz iki elmabaş alçaldı. Kuşlar suya bir metre kalana kadar alçalıp, ip çekme üzerime yöneldiler. Açıktaydık!. Sadece başımızı öne eğip, kıpırtısız bekledik. Kuşlar yirmi metreye girince doğruldum. Tüfeği yüzleyip, önce sağdakine tek bir atış yaptım. Atıştan öyle emindim ki, kuşa hiç bakmadan, ikinciye döndüm. Panikle frenleyip, yanlamış kuşa da, ikinci fişeği yolladım. Sonra tüfeği indirip, kendilerini hiç bozmadan uzaklaşan elmabaşlara ağzım açık bakakaldım. O sırada arkamdan Kemal Güven’in tüfeği gürledi. Sola ayrılan elmabaş, duvara çarpmış gibi düştü. Bir elimdeki tüfeğe baktım, bir de kuşlara!?. Ben bendim. Fişekler her zaman kullandığım bildik fişekler. Öyleyse tüfekte bir terslik vardı. Hemen aklıma keklik avındaki boş atışlar geldi. Akşam bekinde de armut gelen ördeklere yaptığım inanılmaz kötü atışlar bu düşüncemi pekiştirdi. Av dönüşü her iki tüfeği de evde masanın üzerine yatırdım. Kundakların ön ve arka yüksekliklerini ölçtüm. Beretta 38-58 mm., Baikal 42-70 mm. Geldi. Rus’un arka ölçüsü Beretta’dan , 1 cm. den fazla düşüktü. Önce Beretta’yı elime aldım. Gözlerimi kapatıp, atış yapacakmış gibi silahı yüzledim. Sonra gözlerimi açtım. Arpacık, gez ve göz bir hizadaydı. Gez ile arpacık arasında kısa bir şerit parçası görülüyordu. Bu benim alışkın olduğum hafif dik kundak tipiydi. Sonra da aynı şekilde Rus’u yüzüme aldım. Gözlerimi açtığımda, gözden gez görülüyordu. Arpacık ise kayıptı. Normal atış pozisyonumdan farklı olarak, başımı iyice kaldırdım. Arpacık göründü. Silahın benden önceki sahibi deve boyunlu bir avcı olmalıydı. Kundağı üzerinden yontarak düşürmüş, kendisine uygun hale getirmişti. Ancak tüfek benim elimde neye doğrultsam alt atıyordu. Boğazköy de kazara vurulan keklik de konmak için alçaldığından saçma almıştı. Rus-Baikal süperpoze silah dolabında yeni bir kundak yapılmasını beklerken; ikinci bir kundak darbesi yine bir başka Rus-Baikal silahtan geldi. İbrahim Özkan’la beraber Fatsa’dan birer Rus yarı otomatik silah aldık. Önceki Rus’tan dilim yandığı için, yarı otomatik elime geçer geçmez masaya yatırdım. Kundağın ön ve arka yüksekliklerini ölçtüm. Korktuğum başıma gelmişti. Ölçüler 40-70 mm. olarak, Rus süperpozeye yakındı. Hafta sonu Bedeş’e ördek avına gidecektik. Silahı kullanıma uygun hale getirmek için, koli bandı ve sytrophor kullanarak, kundak üzerine pet ekledim. Böylece silahın kundak ölçülerini Beretta’nın ölçülerine getirdim. Kasım ayının sonlarıydı. Kurak geçen bir sonbahar da mevsimin ilk fırtına beklentisiyle girdik Bedeş sazına. Bu avda Salih Başaran ve Ali Vasfi Yertut ile birlikteydim. Bedeş sazı kurumuştu. Habilli altındaki açık su küçülmüş, Bedeş kanalı saz içindeki yatağına çekilmişti. Sabah avı için Salih Başaran ve Ali Vasfi Yertut kanalın sağına, adaların önüne girdiler. Ben de kanal boyu yürüyüp, saza girdim. Çevredeki tek açık su olarak görülen kanal suyuna yakın durdum. Hava kapalı, rüzgar yoktu. Çağma da havaya uydu. Ala karanlıktaki o bilinen hareketlilikten eser yoktu. İlk kaba ördek gün ışırken kanal suyunu takip ederek geldi. Gelişine bir fişekle karşılayıp, üzerimden geçerken ikinciyi, dönüp arkasından üçüncüyü atıp yolcu ettim ördeği. Sonrası tam bir felaketti. Ördek tek veya ikili gelip, kanal suyunu takip ediyordu. 10-15 metre yükseklikte kanat keserek kanal boyu süzülüyor, konacak yer arıyordu. Yarım saat içinde intihara gelen bu ördeklere yirmiye yakın fişeği boş attım. Çaresizlik içinde kıvranırken kanal boyu iki ördek daha geldi. Yeşil altta, dişi bir metre kadar üstteydi. Gelişine yeşile tuttum. Tetiği kesince üstteki dişi dönüverdi. Bata çıka koştum. Sazda debelenen ördeği aldım. Hiç de öyle sepken saçmaya düşmüş gibi görünmüyordu. Esaslı sarmıştı saçma her yanını. Aklım o anda başıma geldi. Silah 30 metrede 1 metre üst atıyordu. Hemen bıçağımı çıkardım. Kundağa eklediğim sytrophor petin bantlarını kesip çıkarttım. Kundağı orijinal haline çevirdim. Sonra akşam aldığım ölçüye güvenip yapmadığımı yaptım; Gözlerimi kapatıp tüfeği yüzledim. Gözlerimi açtığımda, gözden geze ve arpacığa düzgün bakıyordum. Çok az da namlu üzerindeki bandı görüyordum. Bu benim yıllarca kullandığım Beretta’nın kundak ölçüsüydü. Ama Rus’un kundağının arka ölçüsü Beretta’ya göre 1 cm. düşüktü. Elimle ölçmüştüm bunu. Rus yarı otomatiğin kundağında bilmediğim bir giz vardı. Bunları düşünerek bir yarım saat daha bekledim. Hava iyice ışımış, ördek kesmişti. Yerimden çıktım. Habilli istikametine doğru sazda yürümeye başladım. Maksadım parlatma yapmaktı. Bedeş sazının tabanı sağlamdır. Sazda yürümeyi göze alabilen için parlatma avı bereketlidir. Habilli altındaki açık suya yanaşırken, arkamdan bir serinlik vurdu enseme. Karayel istikametine döndüğümde, Alaçam tarafının iyice kararmış olduğunu gördüm. Beklediğimiz fırtına geliyordu. Beş dakika geçmedi. Fırtına beklediğimizden sert geldi. Şiddetli rüzgar sulu sepkenle beraber vurduğu yeri acıtıyordu. Açık suyun kıyısına geldiğimde, karşıdan bir sürü kılkuyruk belirdi. Uygun menzilde üzerimden geçen sürüden, en öndeki erkeği seçip, tek bir fişek attım. Attığım ördekle birlikte peşindeki de katlandı. Taş gibi düştüler saza. Sabahtan beri ilk defa attığımı vurmanın sevincini yaşıyordum. Açık suyu geçip, Habilli ormanının yanındaki sütleğenliğe girdim. Kışın diz boyu suyla kaplı olan arazi, şimdi yeşil çayırdı. Arkamı açık suya verip, sık sütleğen çalılarının arasına gizlendim. Sulu sepken kara dönüşmüş, hatta zemin beyazlamaya başlamıştı.. Denizden çıkan irili ufaklı ördek sürüleri, Alaçam ovasının geniş çeltik tarlaları üzerinden geçip, ormanın kıyısını takiple, sütleğenliğin üzerinden, Habilli altındaki açık suya ve saza geçiyordu. Rastlantıyla tam geçidi kesmiştim. Rus yarı otomatik uzak yakın demiyordu. Neye çevirsem katlanıyordu. Bir saat içinde sopaya bağlı kuşluğu; başta yeşilbaş ve tekir olmak üzere, elmabaş, budan(çamurcun), fiyu ve kılkuyruk cinsinden türlü ördek süslüyordu. Akşam evde Rus yarı otomatiğin kundağındaki gizi çözmeye çalışıyordum. Her iki silahımı yan yana koyup, kundaklardaki farkı anlamaya çalıştım. Rus’un kundak arka ölçüsü Beretta’ya göre 1 cm. den fazla düşük olmasına karşın her iki tüfek de yüze alınca aynı açıyla bakıyordu. Kundakları incelerken tüfeklerin dipçik kesimlerinde fark olduğunu gördüm. Püf noktası buradaydı. Daha sonra karıştırdığım bir Brownıng kataloğunda kundak ölçüleri ile ilgili bir çizim buldum. Burada, namlu üzerindeki şeride oturup gelen doğrunun kundak ön yüksekliğine olan mesafesine “A”, kundak arka yüksekliğine olan mesafesine “B”, tetikten dipçik arkasına olan mesafeye (kundak uzunluğu) “C”, dipçiğe oturan bir doğruya 90 derece açıyla dipçik üst kenarından geze teğet geçen bir doğru çizildiğinde, namlunun 66. cm. sinde çizgi ve namlu arasındaki mesafeye “D” (66 cm. deki PITCH ölçüsü) denilmekteydi. Rus’un kundağındaki giz, dipçik kesimini belirleyen pitch ölçüsünde gizliydi. Bu kesim kundağın bakış açısını doğrudan etkiliyordu. Halihazırda, kullanmakta olduğunuz tüfeğinizle avda başarılı oluyorsanız, tüfeğinizin kundak ölçülerini bir kenara kaydedin. Yeni bir silah alacağınız zaman bu ölçülere uygun kundak arayın. Zira avcı kendini kundağa uydurmamalı, kundak avcıya uygun olmalıdır. Uygun kundaklı silahlarla bol avlar için rastgele . Samsun, 19 Ekim 2006, Beynur AREL

Bu makale için toplam 1 yorum yapılmıştır. YORUM EKLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Bu yorum 27.05.2008 13:39:15 tarihinde ALİ VASFİ YERTUT (alivasfi_55@hotmail.com) tarafından eklenmiştir
Beno yorum yazmaya gerek yok çok güzel bir anı , beni msn ye eklersin , Ali Vasfi yer tut ...

2460 kez okundu